|
ANIZ YAKMAYA ALTERNATİF ÇÖZÜM : KORUMALI TOPRAK İŞLEME
1.
Giriş
Bitkisel üretimin
yetiştirilme ortamı olan toprak; katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç
fazdan meydana gelir. Tarım topraklarında genel olarak hacmin %50'sini
katı, %25'ini sıvı ve %25'ini ise gaz fazı oluşturmaktadır. Toprağın
boşluk kısmını işgal eden sıvı ve gaz fazları; toprağın durumuna göre
değişim gösterir. Katı fazın payının %45'ini inorganik maddeler %5'ini
ise organik maddeler meydana getirir. Organik maddelerin ise %1'lik
bölümünü canlılar oluşturur. Organik maddeler bu kadar küçük paya sahip
olmasına rağmen diğer bileşenler arasında çimento görevi yapan,
kısacası toprağı tarım toprağı yapan en önemli bileşendir (Kirişci,
1999).
Ülkemiz topraklarının %76'sında organik madde
miktarı %2'nin altındadır. Bu kadar düşük olması, yıllarca uygulana
gelen monokültür tarım ve bitkilerin hasat sonrası tarlada bırakılan ve
anız olarak tanımlanan artıkların yakılmasının bir sonucudur.
Anız
yakma, bu eylemin gerçekleştirenleri tarafından kısa sürede faydalı
olduğu iddia edilecek kadar düşünülmeden gerçekleştirilen felaket ve
gerçek bir çevre sorunudur. Özellikle ülkemizde makineli tarım ve
beraberinde gelen ikinci ürün elde etme isteği ile nadası ortadan
kaldıran münavebe sistemi gibi son 50-60 yılda gerçekleşen tarımdaki
yapısal değişiklikler ile yakın geçmişte gündeme gelmiştir. Bu nedenle
hasat artığı sap ve köklerin doğal yollardan toprağa karışması veya
çürüyerek humusa dönüşmesi için gereken süre ortadan kaldırılmak
istenmektedir. Daha çok biçerdöverlerle hasat yapılan alanlarda biçim
boyunun yüksek tutulması, bu aletin kullanıldığı bütün alanları
potansiyel tehlike alanı yapmaktadır. Kuşkusuz bütün anız yangınlarının
tek nedeni isletme sahiplerinin istekli tutumları değildir. Buna iş
makinelerinin çıkardığı kıvılcımlar, bilinçsizce yakılan ve kontrol
altına alınmadan terk edilen piknik ateşleri, söndürülmemiş sigara
izmaritleri gibi. çok az bir dikkatle önlenebilecek davranışların
onlarcasını eklemek mümkündür. Burada asıl önemli olan husus,
nedenlerden çok sonuçlarının önemini vurgulamaktır (Bulut, 2005).
Anızı
yakma neticesinde gerek tarımsal ekosistem ve gerekse doğal ekosistem
tahrip edilmektedir. Özellikle topraktaki Karbon (C) ve Azot (N)
dengesi yok olmakta ve tarlalar verimsizleşmektedir. Anız yakmanın
neden olduğu olumsuzluklar aşağıdaki şekilde özetlenebilir (Cerit,
2001; Avşar ve Kamburoğlu, 1996; Anonim, 1999). Bunlar:
- Organik madde miktarı azalır,
- Mikrobiyolojik aktivite geriler,
- Omurgasızlar yok olur,
- Toprağın su tutma kapasitesi azalır,
- Toprak verimliliği düşer,
- Erozyon riski yükselir,
- Biyolojik denge bozulur,
- Fiziksel ve kimyasal yapı zarar görür,
- Çevre kirliliği artar,
- Orman vb. yangınlar artar,
- Telefon ve enerji iletim hatları zarar görür,
- Trafik kazası ihtimali yükselir.
Toprak
için gerekli organik maddenin önemli bir kaynağı bitki artıklarıdır.
Buğdaygil hasadından sonra tarlada kalan anızın toprağa karıştırılması
işlemi, tarımın başlangıcından beri süregelmektedir. Bu yolla toprağa
karıştırılan kuru madde, koşullara göre 2500 4000 kg/ha arasında
değişmektedir (Özbek ve ark., 1993).
Yurdumuzda
buğdaygil ekimi yapılan arazi miktarı 1999 istatistiklerine göre
13.441.500 ha'dır. Buğdaygil hasadından sonra çoğu yıllarda buğdaygil
sapları balyalandıktan sonra kalıntıları (anız) yakılmaktadır. Bu
koşularda birim alanda, yakma ile yok edilen buğdaygil kalıntısı
miktarını net olarak ifade etmek oldukça güçtür. Ülkemiz koşullarında,
anızla birlikte sapların da yakılması durumunda ortalama 3500 kg/ha,
sadece anızın yakılması durumunda ise anızın biçilme yüksekliğine bağlı
olarak ortalama 1000 kg/ha buğdaygil kalıntısı yakıldığı
belirtilmektedir. Genel bir ortalama vermek gerekirse, yakılan
buğdaygil anız ve sapları ile hektardan ortalama 1500 2000 kg/ha sap,
saman, ot, v.b. şeklindeki bitkisel materyalin yakıldığı söylenebilir.
Buğdaygil alanlarının (13.441.500 ha) %30'unun yakıldığı kabul
edilirse, yaklaşık 4 milyon hektar anız tarlasında 6.000.000 8.000.000
ton anızın yakıldığı söylenebilir. Yakılan anız alanı tüm anızların
%20'sini oluştursa dahi, her yıl 2.68 milyon hektardan daha fazla anız
yakılmakta veya 4.020.000 5.360.000 ton sap-saman gibi artıklar organik
madde olmadan yakılmaktadır(Sayın, 1989).
Anızın
yakılması ile, mikrobiyel humus oluşumu için toprağa verilen organik
madde (besleyici humus) miktarı azalmaktadır. Bu durum; topraktaki
mikroorganizmaları, kalıcı humusu parçalamaya yönlendirmekte ve sonuçta
topraktaki humus bütçesinde azalma olmaktadır.
Uygun
iklim ve toprak özelliklerine sahip bölgelerimizde yılda birden fazla
ürün alma imkanı mevcuttur. Yılda iki ürün alınan bölgelerde genellikle
ilk ürün hasadından sonra toprak üstünde kalan anız, toprağa
karıştırılmamakta ve yaklaşık %92 oranında yakılmaktadır. Buğday
hasadından sonra anız yakılmadan gölge tavında sürüm yapılmış
parsellerde yıllık ortalama toprak kaybı 1160 kg/ha iken, hasattan
sonra anızı yakılmış hemen sürülmüş parselde yıllık ortalama 2730 kg/ha
toprak kaybı olduğu bulunmuştur (Avşar ve Kamburoğlu, 1996).
Anızın
yakılmaksızın sürümle toprağa verilmesi durumunda mikroorganizmaların
sağladığı enzimler ile sapın önemli bir bölümünü (%40 60) içeren
selülozun parçalanarak C/N oranının düzeltildiği bilinmektedir. Bu
arada, toprakta organik maddenin artışına bağlı olarak meydana gelen
humin maddeleri, toprak zerrelerinin arasında bağlayıcı rol oynamak
sureti ile erozyonu azaltmaktadır. Organik maddenin artması ayrıca,
kurak dönemde toprağın su tutma kapasitesini artırmakta ve dolayısıyla
verimde artış sağlamaktadır(Avşar ve Kamburoğlu, 1996; Mc Kenney, 1993;
Sağlam, 1994).
2.Yakmaya Alternatif Sistemler
Ülkemizdeki
verimli tarım alanlarında entansif tarım uygulana gelmektedir.
Bilinçsiz sulama, gübreleme, tarımsal mücadele ve mekanizasyon
uygulamaları göze çarpmaktadır. Bu uygulamalar neticesinde giderek
çoraklaşan ve yoğun hastalık, zararlı ve yabancı ot problemini gündeme
getiren bir bitkisel üretim faaliyeti sürdürülmektedir. Bu problemlere
zaten yorgun ve bitkin düşen toprağın üzerindeki atıkların yakılması
eklendiğinde daha da ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Özellikle Mayıs
Haziran aylarında buğday hasadının arkasından tarlaların yakılması
maalesef bütün engellemelere rağmen önlenememektedir. Bu noktada
çiftçilerimizin zamandan kazanmak ve toprağı daha kolay işlemek
düşüncesi ile yakma uygulamalarına çevre dostu ve ekosistemi koruyan
bir alternatifin sunulmadığı da unutulmamalıdır.
1960'lı
yıllardan sonra dünyada tarımsal kaynaklarda sürdürülebilirlik kavramı
içerisinde yeni uygulamalar arasında korumalı tarım ve bu tarım
sisteminin ilk işlemi olan korumalı toprak işleme ilk sırada yer
almaktadır. Korumalı toprak işlemede amaç; toprağı, suyu, enerjiyi ve
daha da önemlisi çevreyi korumak temel hedeflerdir. Toprağın ve suyun
korunmasına yönelik uygulamalar aşağıdaki şekilde olabilmektedir
(Anonim, 1998a). Bunlar:
- Toprak yüzeyini ürün artıkları veya yetiştirilen bitkilerle korumak,
- Toprak yüzeyindeki kaba yapıyı artırmak,
- Toprak geçirgenliğini iyileştirmek veya
- Bunları birlikte uygulamak.
Ekimden
sonra toprak yüzeyinde bırakılması gereken ön bitkiye ait artıkların,
yüzey alanının en az %30'unu kaplaması gerekir. Bu nedenle, korumalı
toprak işlemede toprak işleme ve ekim işlemi birlikte planlanmak
durumundadır. Son yıllarda korumalı toprak işleme kavramı yerine
bilinçli olarak, Ürün Artık İşletmeciliği kavramı kullanılmaktadır.
Korumalı
toprak işleme sistemleri; a) Toprak işlemesiz sistem, b) Sırta ekime
yönelik toprak işleme ve c) Nem engelli (malçlı) toprak işleme olarak
alt gruplara ayrılmaktadır(Anonim, 1998a; 1998d). Sistemlerin
avantajları ve dezavantajları bulunmakta ise de genel olarak aşağıdaki
faydaları sağladıkları bilinmektedir (Anonim, 1998b; 1998c). Bunlar;
- Daha az iş gücü,
- Zamandan tasarruf,
- Daha az mekanik aşınma,
- Yakıt tasarrufu,
- Yüksek toprak nemi,
- Toprak erozyonunda azalma,
- Su infilitrasyonunun artması,
- Organik maddenin artması,
- Sıkışmanın azalması,
- Yaban hayatın gelişmesi,
- Hava kirliliğinin azalması.
a) Toprak İşlemesiz Sistem
Toprak
işlemesiz sistemde toprak; hasattan ekime ve ekimden de hasada kadar
işlenmeden bırakılır. Toprak; sadece doğrudan ekim makinası olarak
adlandırılan makinaların artık parçalayıcı ve gömücüleri (coulter) veya
diskli, çapa vb. tip çizi açıcıları (furrow opener) tarafından dar bir
şerit şeklinde işlenir. Bu nedenle doğrudan ekim makinaları; artıkları
kesebilmeli ve işlenmemiş toprağa çizi açabilmelidir. Yabancı ot
kontrolü; ekim öncesi, çimlenme öncesi ve çimlenme sonrası herbisit
uygulaması ile sağlanmaktadır. Herbisit uygulama şekli ve zamanı,
yabancı ot yoğunluğuna ve iklim koşullarına bağlıdır.
b) Sırta Ekime Yönelik Toprak İşleme
Sırta
ekime yönelik toprak işlemede; toprak genellikle gübre uygulamaları
dışında, hasattan ekime kadar işlenmeden bırakılır. Bitkiler, önceki
yetiştirme döneminde yapılmış sırtlara ekilir veya dikilirler. Sırtlar
genellikle, yıllık olarak bakım esnasında, karık usulü sulama da veya
sırt/çukur oluşturularak yapılır. Sırtlar; sırta yönelik toprak işleme
sistemi hemen başladığında veya bakım işlemleri sırasında nemli
toprağın sırtların oluşturulmasını önlediği, hasattan hemen sonra
yapılabilir. Ancak, sırtların hasattan hemen sonra yapılması,
çizilerdeki yetersiz artıkların aşırı erozyona sebep olacağı ve
sırtlarda yabancı otların gelişmesine izin vereceği gerekçesiyle
tavsiye edilmemektedir. Hasattaki sırt yüksekliğinin; 15 20 cm olması,
erozyon riski yüksek olan bölgelerde ekimden sonra çiziden en az 8 cm
daha yüksekte olması önerilmektedir.
c) Nem Engelli (Malçlı) Toprak İşleme
Malçlı
toprak işleme; toprak işlemesiz ve sırta ekime yönelik toprak işleme
dışında bir korumalı toprak işleme sistemidir. Toprak işleme; çizel
pulluğu, diskli aletler, tarla kültivatörleri, kesme pulluklar veya ot
yolucularla yapılmaktadır. Yabancı otlar, herbisit uygulaması ve/veya
ürünün çapalanması ile kontrol altına alınmaktadır. Uygulama sayısı;
erozyon kontrolünü sağlayacak yeterli artığın yüzeyde bırakılmasının
sağlanmasıyla sınırlı olmaktadır.
3.
Doğrudan Ekim Teknolojisi
Toprak
işlemesiz sistemin bir diğer karşılığı olan doğrudan ekim; daha önce
belirtildiği gibi önceki yılın ürün artığının tamamının veya
çoğunluğunun toprak yüzeyinde bırakıldığı, toprak içerisinde dar toprak
işleme ünitelerinin veya çizi açıcıların açtığı çiziye tohumun
bırakılarak daha sonra üzerinin kapatıldığı, tek bir geçişte tarlanın
işlendiği uygulamadır. İşlenmemiş toprakta doğrudan ekimin
yapılabilmesi için ya özel tasarımlı ekim makinalarına (Şekil 1) veya
mevcut ekim makinaları üzerinde amaca uygun bazı değişikliklerin
yapılmasına gereksinim vardır.

Şekil 1 Doğrudan ekim makinası
Doğrudan
ekim makinası geleneksel ekim makinasına göre iki yönden farklılık
göstermektedir. Bunlar; 1) Parçalayıcı ve gömücü ünite, 2) Ek
ağırlıktır. Bu makinaların satın alma bedelleri; tipine, modeline ve
özelliklerine bağlı olarak yaklaşık 10.000-40.000 USD gibi oldukça
yüksektir. Mısır gibi pahalı tohumların ekilmesi için halen çiftçinin
elinde bulunan yeni ve kullanılabilir durumdaki ekim makinalarının
yerine, böylesine pahalı makinaların satın alınması ekonomik açıdan
doğru ve uygulanabilir bir tercih olarak gözükmemektedir. Bunun yerine
mevcut makinalarda gerekli düzenlemelerin yapılması daha akılcı bir yol
olabilir. Bu amaçla, mevcut ekim makinalarında sap kıyma ve parçalama
ile makinanın toprağa girişini sağlayacak ağırlık konularının
çözümlenmesi yeterlidir. Anız üzerine yapılan ekim sonucunda bitkinin
anız içerisindeki çıkışını Şekil 2'de görülmektedir.


Şekil 2 Anzılı bir ortamda bitkinin çıkışı
1.
Geleneksel Ekim Makinesinde Yapılması Gerekli Değişiklikler
3.1.1 Parçalayıcı ve Gömücü Üniteler
Doğrudan
ekimde, tohumun tarlada bulunan artıklar içerisine toprak nemi ile
teması da sağlanacak şekilde yerleştirilebilmesi için Şekil 3'de
görünen parçalayıcı ve gömücü ünitelerden birinin ekim makinası üzerine
yerleştirilmesi gerekmektedir. Parçalayıcı ve gömücü ünitelerin
birincil görevi, toprağı işlemeksizin artıkları kesmektir. Bu
ünitelerin; tohumun yerleştirileceği yerdeki toprak havasının serbest
kalmasını önlemek ve toprağı kurutabilecek hava torbacıklarının
oluşmasını engellemek amacıyla tohumun yerleştirildiği derinlikten daha
az derinde çalıştırılması uygun görülmektedir (Anonim, 1997).

Şekil 3 Doğrudan ekim makinalarıda kullanılan parçalayıcı ve gömücü üniteler
3.1.2 Ek ağırlık
Doğrudan
ekimde toprağın sert olmasından dolayı parçalayıcı ve gömücü ünitelerin
karşılaşacağı direncin yüksek olması nedeniyle, ekici ünite başına
düşen ağırlığın artırılması gerekmektedir. Ekim makinası üzerine metal
ağırlıklar veya su tankları yerleştirilerek söz konusu ünitelerin
toprağa penetrasyonu iyileştirilmektedir. Toprak işlemesiz uygulamalar
için parçalayıcı ve gömücü ünite başına 175-250 kg'lık ağırlık
önerilmektedir.
4.
Sonuç
Doğal
kaynakların geçmişten bizlere miras kalmadığı gelecek nesillerden ödünç
alındığı bilinç çerçevesinde kaynakların korunması ve sürdürülebilir
tarım için anız yakma gibi çağdışı uygulamalara sonverilmesi, çiftçiye
yeni önerilerinin sunulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda çözüm
olarak önerilen mevcut ekim makinalarının amaca uygun biçimde
değişikliğe tabi tutulması gerekir. Bu çerçevede Çukurova Üniversitesi
Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları Bölümünde tamamlanan bir doktora
çalışması mevcuttur. Üniversite Sanayi İşbirliği kapsamında bir ArGe
faaliyeti şeklinde yürütülen bu çalışmada, çalışmanın uygulamaya
aktarılma şansını arttırmak için makinada yapılacak değişikliklerin
mümkün olduğunca dar kapsamda olmasına özen gösterilmiştir.
Kaynak:http://ciftci.ksu.edu.tr
|