|
PAMUK YETİŞTİRİCİLİĞİNİN GENEL ESASLARI
Pamuk,
yaklaşık 700 000 ha'lık ekim alanı ve 800 000 ton'luk lif üretimi ile
tekstil, yağ ve yem sanayiine hammadde sağlayan ülkemizin en önemli lif
bitkisidir.
Pamuk üretimi çevreye bağlı olarak yapılan bir üretim
şeklidir. Pamukta verim, kullanılan çeşidin genetik yapısına, çeşidin
sahip olduğu genetik verim potansiyelinin ortaya çıkmasında etkili
üreticilerin uyguladığı bakım işlerine ve yetiştirildiği yerin çevre
koşullarına bağlı olarak değişir.


PAMUK ÇEŞİDİ
(Tohum / Tohumluk) |
 |
 |
|
PAMUK ÜRETİMİNDE ETKİLİ ÇEVRESEL FAKTÖRLER
İKLİM FAKTÖRLERİ
Kendiliğinden
oluşan üretici müdahalesinin mümkün olmadığı faktörlerdir. Pamuk
bitkisi, gelişme devrelerinin tamamında düşük sıcaklıklara karşı çok
duyarlıdır. Vejetasyon (ekim - hasat) süresi uzun olan bir bitki
olduğundan en az 180-200 günlük bir donsuz periyoda ihtiyaç duyar.
Bunun yanı sıra büyüme mevsimi boyunca 4-5 ay üniform sıcaklık ister.
Stres koşullarından etkilenmeden en iyi gelişmeyi 20-32 °C sıcaklıklar
arasında yapar.
¨ Güneş ışığı, pamuğun erken gelişmesi ve
çiçeklenmesi için çok önemlidir. Yetersiz gün ışığı, koza gelişimi ve
olgunlaşmayı geciktirir.
¨ Yörenin yağış miktarı ve bunun aylara göre dağılımı önemlidir. Pamuk
tarımı yağmur koşullarında yapılacaksa yıllık yağışın o bölgede en az
500 mm'nin üzerinde olması ve bu yağışın yaklaşık 200 mm'lik kısmının
pamuğun gelişme dönemi boyunca düzenli olarak dağılması gerekmektedir.
Pamuk ekiminden hemen sonra düşen aşırı yağışlar toprak yapısına ve
toprak organik maddesine bağlı olarak kaymak oluşturarak fide çıkışını
olumsuz etkileyebilmektedir. Ani yağış ve aşırı kuraklık değişimleri
pamukta tarak ve koza dökülmesine neden olmaktadır.
¨ Rüzgar ise toprak ve bitki üzerinde kurutucu etki yapar. Özellikle
kozaların açıldığı devrede yağışla birlikte rüzgar pamuğun dökülmesine,
kirlenmesine, verim ve kalite kaybına neden olur.
TOPRAK FAKTÖRLERİ
Yetiştiricilik açısından önemli olan toprak faktörleri, toprağın
bünyesi, yapısı, reaksiyonu, tuzluluğu ve toprak organik maddesidir.
¨ Toprağın bünyesi, kum, kil, mil, silt, tın gibi içerdiği mineral
maddelerdir. Bunların bulunma durumuna bağlı olarak değişik toprak
bünyeleri oluşmaktadır.
¨ Toprağın yapısı ise bünyesini oluşturan kum, kil, mil gibi toprak
parçacıklarının çeşitli faktörlerin etkisi ile birleşerek kümeler
oluşturması sonucu ortaya çıkar. Bu yönden topraklar teksel yada
karışık yapıda olabilirler. Üreticiler toprak yapısını iyileştirici
yönde uygulamalar yapmalıdırlar. Bunlar bilinçli toprak işleme (uygun
zamanda, uygun aletlerle, aşırı olmayan toprak işleme), sulama,
gübreleme, ve toprak organik maddesini artırıcı (münavebe, yeşil
gübreleme, ahır gübresi kullanımı ve anız yakmama gibi) uygulamalardır.
Pamuk, toprak isteği bakımından fazla seçici olmamakla birlikte derin
profilli, organik maddece zengin ve su tutma kapasitesi yüksek
topraklarda daha iyi gelişme gösterir.
¨ Pamuk tarımı için reaksiyonu nötr olan (PH=7) topraklar idealdir.
Toprak reaksiyonu, topraktaki besin maddelerinin yarayışlılığı üzerinde
daha çok etkili olmaktadır. Pamukta optimum PH isteği 6.5-7.5 arasıdır.
Pamuk tarımı yapılacak toprağın PH'sı 6.5'in altında ise toprağa kireç,
8'in üzerinde ise jips uygulaması yapılmalıdır.
¨ Ticari gübrelerin devamlı kullanılması, gereğinden fazla su verme
toprak tuzlanmasına neden olabilir. Tuzlanma bitki yetiştiriciliğini
olumsuz etkiler.
¨ Toprak organik maddesi, toprak verimliliğinin en önemli
göstergesidir. Pamuk tarımı için organik maddenin % 2 olması idealdir.
Ancak pamuk tarımı sıcak karekterli iklimlerde yapıldığı için
mikrobiyal ayrışma çok hızlı olmakta, bu hızlı ayrışma nedeniyle pamuk
ekilen topraklar genellikle organik maddece düşük seviyede
bulunmaktadır. Bu nedenle pamuk tarımında organik gübreleme (yeşil
gübreleme, çiftlik gübresi, çöp gübresi, kompost vb. organik maddeler)
önemli bir konudur. Fiğin yeşil gübre olarak toprağa verilmesi, toprak
organik madde miktarını % 10-20 artırabilmektedir.
COĞRAFİK VE TOPOĞRAFİK FAKTÖRLER
Bu faktörler içerisinde pamuk tarımı açısından üreticileri ilgilendiren
tarlanın eğimidir. Pamuk sulanarak yetiştirildiği için, toprak eğimi
yüzey akışına neden olmayacak eğimde olmalıdır. Aksi taktirde toprağın
verimli kısmının yapacağımız sulamalarla kendi elimizle kaybolmasına
neden olabiliriz.
CANLI FAKTÖRLER
Canlı faktörler denildiğinde o ortamda bulunan doğrudan ve dolaylı
olarak pamuk bitkisini olumlu ve olumsuz yönde etkileyen yabancı otlar,
hastalıklar, zararlılar ve yararlı organizmalar anlaşılır.
PAMUK ÜRETİMİNDE ETKİLİ ÇEŞİT (TOHUM / TOHUMLUK) FAKTÖRÜ
Pamuk üretiminde verimi etkileyen en önemli faktör, ekilecek pamuk
çeşidi ve bu çeşidin tohumluğudur. Pamuk çeşidinin bölgeye uyum
sağlamış, yüksek verimli, teknolojik özellikleri üstün, hastalık ve
zararlılara dayanıklı ve bakım işlemlerine iyi cevap vermesi gerekir.
Bir bölgede ekilecek pamuk çeşidini, o bölgede yapılan adaptasyon
çalışmaları belirler. Adaptasyon çalışmaları sonucunda Ege Bölgesi
için Nazilli-84, Nazilli-87, NC873/143, Nazilli M-503, Lachata,
Deltaopal, DP-5690, DP-5614, DP-5409, SG-1001, SG-501, SG-404, SG-125; Çukurova Bölgesi için Çukurova-1518, Sayar-314, Erşan-92, Maraş-92, Lachata, DP-5690, DP-5409, DP-50, SG-501, SG-404, SG-125; Güneydoğu Anadolu Bölgesi için Sayar-314, Maraş-92, Çukurova-1518, Nazilli-87, Stoneville-453, Nata, DP-5614, DP-20, SG-1001, SG-501, SG-404, SG-125; Antalya için Çukurova-1518, Nazilli-84
Pamukta ekonomik üretim çeşit seçimi ile başlar. Erkenci çeşit seçiminin pamuk tarımında ekonomik önemi büyüktür.
Erkenci çeşitler uzun ömürlü çeşitlere göre daha geç ekilme şansına
sahiptirler. Bu özellik erken ekimin getireceği hava şartları (soğuk)
riskinden bitkiyi korur.
Uzun ömürlü çeşitler daha fazla bakım, sulama, ilaçlama ihtiyacı duyacaktır.
Uzun ömürlü çeşitlerin hasadı yağışlara kalabilmektedir.
Pamuk tohumluğu;
¨ Ekilecek yöreye uyum sağlamış çeşide ait olmalı
¨ Ait olduğu çeşidin özelliklerini taşımalı
¨ İri ve dolgun olmalı, içinde yabancı madde bulunmamalı
¨ Çimlenme oranı % 70'den az olmamalı
¨ Pembe kurda karşı sterilize edilmiş ve erken dönem zararlılarına karşı ilaçlanmış olmalı
¨ Hepsinden önemlisi bir tohumluk sınıfına (kontrollü yada sertifikalı) girmeli
¨ Mümkünse havı alınmış veya çıplak (delintasyondan geçmiş) ve ilaçlanmış olmalı
Havsız (Delinte ) pamuk tohumunun avantajları
¨ Havsız tohumun ekim akışı daha iyidir.
¨ Tohumun çimlenme yüzdesi yüksektir (kırık, zayıf ve boş tohumlar ayrıldığı için)
¨ Delinte tohum toprak tavını daha iyi değerlendirir ve tohum kabuğu
daha kolay çatladığı için hızlı bir çimlenme ve daha kuvvetli fide elde
edilir.
¨ Tohum ile taşınan hastalık etmenlerinin kontrolünde yüzey sterilizasyonu sağlar.
¨ Delinde tohum ilaçlı olduğu için toprak altı zararlıları ve kök
çürüklüğü gibi mantari hastalıklardan daha az etkilenir.
¨ Dekara daha az tohumluk kullanılır.
¨ Çıkış sonrası daha az bir seyreltme işçiliği gerektirir.
PAMUK ÜRETİMİNDE ETKİLİ ÜRETİCİ UYGULAMALARI
- TARLANIN EKİME HAZIRLANMASI
SONBAHAR HAZIRLIĞI
Tarla Temizliği
Pamuk tarlasının ekim hazırlığı, ön bitki kalıntılarının parçalanarak
tekrar toprağa verilmesi ile başlar. Üst üste pamuk ekimi yada mısır
gibi fazla sap artığı bırakan bitkilerden sonra pamuk ekimi
yapılacaksa, hasattan sonra saplar kesilerek toprak içine gömülür.
Organik madde miktarının düşük olduğu ülkemiz toprakları açısından bu
tip uygulamalar toprak verimliliğinin korunması bakımından önemlidir.
Dipkazan Çekilmesi
Uzun yıllar pamuk tarımı yapılan toprakların, her yıl aynı derinlikte
işlenmesi, ve yoğun tarla trafiği ve ayrıca drenajı iyi olmayan
tarlalarda aşırı sulamalarla Kalsiyum Karbonat (CaCO3) bileşiklerinin
yukarı çıkarak belirli bir katmanda birikmesi sonucu toprak sıkışıklığı
artmakta ve belirli bir derinliğin altında "pulluk tabanı" denilen sert
bir tabaka oluşmaktadır.
Pamuk bitkisinin kök gelişimi bu tabaka ile sınırlı kalmakta ve kök
gelişimi normal olmamaktadır. Bunun sonucunda bitkiler toprağın alt
katmanlarındaki su ve besin maddelerinden yeterince
yararlanamamaktadır.
Ayrıca yağmur ve sulama sularının alt katmanlara geçişi engellenmekte
ve bu suların sert tabaka seviyesinden, drenaj kanallarına akmasına
veya yüzey akışı ile kaybolmasına neden olmaktadır.
Diğer taraftan sert tabaka sulama etkinliğinin azalmasına ve kış
yağışlarının toprakta depolanmamasına da neden olmaktadır.
Pamuk bitkisinin etkin kök derinliğinin 0-90 cm olduğu, su ve besin
maddelerini 0-180 cm arasındaki toprak tabakasından aldığı
düşünüldüğünde, bu sert tabakanın mutlaka kırılması gerekmektedir Pamuk
tarımında ürün kaybına neden olan bu sert tabakanın 3-4 yılda bir
dipkazan (subsoiler) aleti ile toprağın oldukça kuru olduğu dönemde 90
cm derinliğe kadar çaprazlama olarak kırılması gerekmektedir.
Toprak İşlemesi
Pamuktan sonra yine pamuk ekilecekse, pamuk sapları parçalandıktan
sonra pullukla derin bir sürüm yapılarak bitki artıklarının toprağa
karışması sağlanır.
Ön bitki hububat ise hububat hasadından hemen sonra tarlanın pullukla
işlenmesi gerekir. Ayrık ve kanyaş gibi rizomları ile çoğalan yabancı
otların yoğun olduğu tarlalarda, pamuk ekimine kadar 2. ürün tarımı
yapılmaması, toprağın yaz döneminde boş kalması bu otlarla mücadele
bakımından yararlıdır.
İLKBAHAR HAZIRLIĞI
İlkbahar hazırlığına yörenin iklim ve toprak faktörlerinin uygun olduğu zamanda başlanır.
İlkbahar Toprak İşlemesi
Sonbahar tarla hazırlığından sonra kışın gelişen yabancı otların yok
edilmesi amacıyla toprak goble-disk, diskharow, kültüvatör veya
kazayağı ile işlenir. Gereğinden fazla yapılan toprak işlemesi ekonomik
olmayacağı gibi, toprağın fiziksel yapısının bozulmasına da neden
olacaktır.
Yabancı Ot İlacı Uygulaması
Yabancı ot sorunu varsa, son toprak işlemesinden önce uygun olan
yabancı ot ilacı ile uygun doz ve zamanda ilaçlama yapılmalı ve
arkasından toprağa karıştırılmalıdır.
Ekim Öncesi Gübre Uygulaması
Pamuk ekiminde kombine mibzer (tohum ve gübre ekebilen ekim makinesi)
kullanılmayacaksa, uygulanacak azotlu gübrenin yarısı ve fosforun
tamamı son toprak işleme öncesi uygulanıp toprağa karıştırılmalıdır.
Ekim kombine mibzer ile yapılacaksa, gübre ekimle birlikte
uygulanmalıdır.
- PAMUK EKİMİ
Ekim Zamanı
Ekim zamanı bölgelere, yörelere, hatta tarladan tarlaya değişir. Pamuk
ekimini toprak sıcaklığı belirler. Ekim için en uygun toprak sıcaklığı
18 °C'dir. Tohum yatağındaki minimum toprak sıcaklığı 15 °C'nin üzerine
çıktığında ve bu sıcaklığın birkaç gün sabit olması durumunda ekim
yapılabilir. Bazı yıllar kısa süreli uygun koşullar oluştuğunda erken
ekim yapılmakta, ancak çoğu zaman bu koşulların arkasından serin ve
yağışlı günler gelebilmekte ve yeterli çıkış sağlanamayıp tekrar ekim
yapmak zorunda kalınmaktadır. Bu nedenle koşulların stabil hale gelmesi
beklenmelidir. Çabuk ısınan tava gelen hafif topraklarda ekim daha
erken, killi topraklarda ise daha geç yapılabilir.
Bölgemizde pamuk ekimi için koşullar Nisan ayının ikinci yarısından
sonra uygun hale gelmektedir. Ekim işlemi mutlaka 15 Nisan - 15 Mayıs
tarihleri arasında bitirilmelidir. Bu tarihlerden sonra yapılacak
ekimlerde % 30 -50 arasında değişen oranlarda verim kayıpları
olabilmektedir.
Ekim Yöntemi
Ekim, hazırlanan tohum yatağının şekline göre düze yada sırtlara
yapılabilir. Ülkemizde yaygın olarak kullanılan ekim yöntemi mibzerle
sıraya ekimdir.
Kullanılacak Tohum Miktarı
Ekilecek tohum miktarını belirleyen en önemli faktör tohumun çimlenme
oranı ve havlı yada havsız oluşudur. Normal koşullarda dekara 5-6 kg
havlı veya 2-3 kg havsız tohum yeterli olmaktadır. Çiftçilerimizde çok
fazla tohum kullanma eğilimi vardır. Gereğinden fazla tohum kullanımı,
ekim sırasında veya ekimden sonra doğabilecek olumsuz toprak ve iklim
koşullarına karşı bir nevi sigorta olarak düşünülmektedir. Ancak fazla
tohum kullanımı, hem ekonomik açıdan hem de sıklıktan dolayı fidelerin
zayıf gelişerek cılız kalmasını sağlamakta ve seyreltme işçiliği
maliyetini artırmaktadır.
Ekim Derinliği
Ekim derinliği, ekim zamanına, toprak yapısına ve tav durumuna göre 2-7
cm arasında değişir. Normal koşullarda 3-4 cm'dir.
Ekim Sıklığı
Ekim sıklığı, ekilecek pamuk çeşidinin bitki yapısına (açık yada kapalı
bitki formu), toprağın verimliliğine, kuru yada sulu tarıma, erken yada
geç ekime göre değişir. Açık bitki tipine sahip çeşitlerde sıra arası
ve üzeri daha geniş, kapalı bitki tipine sahip çeşitlerde daha dar
tutulmalıdır. Kuruda yapılan yetiştiricilikte, toprak verimliliğinin
düşük olduğu topraklarda ve geç ekimlerde daha sık ekim yapılmalıdır.
Genel olarak sıra arası uzaklığı 60-80 cm, sıra üzeri uzaklığı ise
15-20 cm arasında değişmektedir. Bu mesafelere göre birim alanda
6500-11000 arasında bitki bulunmaktadır.
- ÇAPALAMA VE SEYRELTME
Çapalama,
yabancı otları yok eder, topraktaki suyu korur, toprağın havalanmasını
ve ısınmasını sağlayarak pamuk köklerinin ve toprak üstü aksamının daha
iyi gelişmesine neden olur. Çapalama elle ve traktörle yapılır. Sulu
pamuk tarımında tarlanın yabancı ot durumuna göre 2-3 kez el, 3-4 kez
traktör çapası yapılmalıdır. Genellikle fide döneminde görülen
mantarların neden olduğu kurumaların azaltılmasında, bitki
gelişmesindeki duraklamaların kaldırılmasında, çapalama ile toprağın
havalandırılmasının önemi büyüktür.
Pamuk tarımında fazla tohum
kullanıldığından birim alanda olması gerekli fide sayısından daha fazla
fide bulunmaktadır. Fazla sayıdaki fidelerin alınması gereklidir.
Seyreltme mümkün olduğu kadar erken, ancak bitkilerin olumsuz
koşullardan daha az etkilenecekleri duruma geldiğinde yapılmalıdır. Bu
işlem fide çıkışından sonra 20 gün içinde tamamlanmalıdır.
- GÜBRELEME
Pamuk
bitkisi topraktan en fazla azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum
ve kükürt kaldırmaktadır. Potasyum, kalsiyum, magnezyum ve kükürt,
topraklarımızda yeterli ölçüde bulunmaktadır. Toprak analizleri
sonucunda eksiklikleri görüldüğünde dışardan uygulanmalıdır. Bu nedenle
azot ve fosfor üzerinde durulacaktır.
Azot
Verim ve kalite üzerinde etkili bir elementtir. Pamuk bitkisi azotu
amonyum (NH4) ve nitrat (NO3) formunda almaktadır. Amonyum nitrat,
amonyum sülfat ve üre, pamuk tarımında kullanılan azotlu gübrelerdir.
Amonyum nitratın % 21, % 26 ve % 33 saf azot içeren formları vardır.
Amonyum sülfat % 21 , üre ise % 45-46 saf azot içerir. En çabuk
etkisini gösteren azotlu gübre amonyum nitrattır.
Azot eksikliğinde bitki gelişmesi yavaşlar, yapraklar sararır ve
küçülür, meyve dalları az ve kısa olur, tarak dökümü artar, bitki
başına koza sayısı azalır.
Aşırı azot uygulamasında ise fazla dal ve yaprak oluşur. Tarak dökümü
ve bitkinin hastalık ve zararlılara karşı hassasiyeti artar, hasat
gecikir.
Pamuk bitkisi ihtiyaç duyduğu toplam azotun % 60-65'ini çiçeklenme
döneminde almaktadır. Bitkide azot alımının en yüksek olduğu çiçeklenme
ve koza oluşum dönemi, azot eksikliğine karşı en hassas dönemdir. Pamuk
tarımında dekara 12-16 kg arasında saf azot yeterli olmaktadır. Bunun
yarısının ekimle, diğer yarısının da çiçeklenme başlangıcında
uygulanması gerekir. Azotlu gübrelerin uygulandıktan sonra mutlaka
toprağa karıştırılması gerekir. Aksi taktirde gaz halinde önemli ölçüde
azot kaybı olmaktadır.
Fosfor
Hücre bölünmesi, hücrede enerji transferi, kök büyümesi, çiçek ve meyve
teşekkülü, verim ve erkencilik üzerine etkili önemli bir elementtir.
Pamuk tarımında fosfor noksanlığından ziyade fazlalığı görülebilir.
Toprakta sıkı bir şekilde tutulduğu ve yıkanmadığı için, fazla miktarda
fosforlu gübre uygulaması toprak kirlenmesine ve bazı elementlerin
(demir, magnezyum, kalsiyum ve aliminyum) bitki tarafından alınmamasına
neden olabilir. Bitki, fosfor ihtiyacının % 70-90'ını topraktaki
fosfordan, % 10-30'unu ise o yıl uygulanan fosforlu gübreden temin
etmektedir. Pamuk tarımında fosforlu gübrelerin dekara 6-8 kg saf
fosfor esas alınarak ekim öncesi veya ekim ile birlikte bitki kök
bölgesine uygulanması gerekir.
Potasyum
Ülkemiz pamuk tarımının yapıldığı alanlarda yeterli potasyum bulunduğu
belirtilmekle birlikte bunun bitki tarafından alınabilirliği mümkün
olmayabilir. Potasyum eksikliği pamukta lif kalitesini düşürmekte,
kozaları küçük bırakıp dökülmesine neden olabilmekte ve hastalık
etmenlerine karşı mukavemeti azaltmaktadır. Bu durum dikkate alınarak
dekara 6-8 kg saf potas gelecek şekilde potasyumlu gübreler
uygulanmalıdır. Potasyumun bitki tarafından alınması gelişme
devrelerine göre değişmekte olup en yüksek potasyum alımı çiçeklenme
devresinde gerçekleşmektedir.
Çizelge 1. Pamuk tarımında kullanılabilecek gübreler ve miktarları.
Kullanılacak gübrelerin adı |
İçeriği
|
Dekara kullanım miktarı
|
Uygulama zamanı
|
|
1. Seçenek
|
|
15-15-15 Kompoze
|
%15 Azot
%15 Fosfor
%15 Potasyum
|
40 kg
|
Ekimden önce
veya
ekimle birlikte
|
|
Amonyum Sülfat
|
%21 Azot
|
25 kg
|
İlk sudan önce
|
|
Üre
|
%46 Azot
|
10 kg
|
İlk sudan önce
|
|
2. Seçenek
|
|
20-20-0
Kompoze
|
%20 Azot
%20 Fosfor
|
30 kg
|
Ekimden önce
veya ekimle
|
|
Amonyum Nitrat
|
%33
|
15 kg
|
İlk sudan önce
|
|
Üre
|
%46 Azot
|
10 kg
|
İlk sudan önce
|
|
3. Seçenek
|
|
DAP
(Diamonyum fosfat)
|
%18 Azot
% 46 Fosfor
|
15 kg
|
Ekimden önce
veya ekimle
|
|
Amonyum Sülfat
|
%21 Azot
|
30 kg
|
İlk sudan önce
|
|
Üre
|
%46 Azot
|
15 kg
|
İlk sudan önce
|
- SULAMA
Pamuk tarımında sulama, bilinçli olarak yapıldığında verim ve kalite
üzerinde olumlu etki sağlayan önemli bir uygulamadır. Su stresi önemli
ölçüde verim ve kalite kayıplarına neden olmaktadır. Tekniğine uygun
olmayan sulamalardan, beklenen yarar sağlanamadığı gibi ürün miktar ve
kalitesinde kayıplarda olmaktadır. İyi bir sulama için sulama suyunun
kaliteli, arazinin tesviyeli ve yetiştiricinin bilgili olması şarttır.
Yetiştirici, toprağının yapısını, arazinin meyilini, sulama yöntemini,
bitkinin su ihtiyacının olup olmadığını, sulama zamanını, verilecek su
miktarını ve sulama aralıklarını belirleyebilecek düzeyde sulama
bilgisine sahip olmalıdır.
Sulama Zamanı
Sulama zamanını, iklim koşulları, toprak özellikleri ve bitkinin
gelişme durumu belirler. Genellikle pamuk ekiminden çiçeklenme
başlangıcına kadar pamuk bitkisi sulanmak istemez. Hızlı bir gelişmenin
istendiği bu dönemde, bitkiler su ihtiyacını toprakta tutulan kış ve
ilkbahar yağışlarından sağlar. Ancak anormal bir kuraklık, bitki
gelişmesinde gerileme görülürse çiçeklenme başlangıcından önce de
sulama yapılmalıdır. Burada kullanılan çeşidin vegetatif gelişmeye
yatkınlığının bilinmesinde yarar vardır.
Topraktaki nemin % 50 'si
tüketildiğinde yada bitki yaprakları solgunluk gösteriyorsa ve bitki
gövdesindeki kızarıklık tepe tomurcuğuna 10-12 cm yaklaşmışsa ilk
sulama yapılmalıdır. Bu dönem ekimden yaklaşık 40 gün sonrasına denk
gelmektedir. İlk suyun verilme zamanı verim üzerinde etkili olmaktadır.
Erken ve gereğinden fazla su, bitkinin köklenmesini durdurur. Bu durum
sonraki sulamaların daha sık yapılmasına neden olur. İlk sulamanın
geciktirilmesi ise bitkinin erken yaşlanmasına ve verim kaybına yol
açar.
Pamuk bitkisi en fazla suya çiçeklenme döneminde ihtiyaç duyar. İlk
sulamadan sonra, topraktaki nem durumu ve bitki kontrolleri yapılarak,
15 gün aralıklarla sulama yapılmalıdır. Sıcaklığın yüksek olduğu
Temmuz - Ağustos aylarında, sulama aralığı 10 güne kadar inebilir.
Koza olgunlaşmasının başladığı dönemde bitki büyümesinin yavaşlaması,
kozaların açmaya başladığı dönemde tamamen durması gerekir. Bu dönemde
büyüme gösteren bitkilerde, kozalar geç olgunlaşır ve kozaların bir
çoğu açmadan yeşil kalır. Son suyun ise bitkide yaklaşık % 5-10
oranında koza açımının olduğu dönemde uygulanması ve daha sonra sulama
yapılmaması gerekir. Aşırı sulama bitki boyunun büyümesine ve verimde
azalmalara, mantari hastalıkların artmasına bazı zararlı böceklerin
yoğunluklarının artmasına, kalitenin düşmesine ve toprakta bulunan
bitki besin elementlerinin yıkanmasına neden olmaktadır. Çok geç
dönemde yapılacak sulama ise alt kozaların çürümesine neden olacaktır.
Sulama Yöntemi
Etkili bir sulama, uygun bir sulama yönteminin seçilmesine bağlıdır.
Amaç suyun en az kayıpla etkili kök derinliğine ulaşmasını sağlamaktır.
Pamuk tarımında uzun tava (border), karık, yağmurlama ve damla sulama
yöntemleri kullanılmaktadır. Sulama yönteminin seçiminde toprak
özellikleri, eğim, su kaynağı ve sulama giderleri göz önünde
tutulmalıdır. Özellikle border ve karık sulama yönteminde, tarlanın
mutlaka tesviyeli olması gerekir. Yanlış sulamalar, gereksiz su kaybına
yol açar, derinlere sızarak taban suyunu yükseltebilir, tuzlulaşmaya
neden olabilir, havasızlık nedeniyle çeşitli bitki hastalıklarına neden
olabilir.
- YABANCI OT, HASTALIK VE ZARARLILARLA MÜCADELE
Yabancı Ot Mücadelesi
Yabancı otlar pamuk bitkisinin su, ışık ve topraktaki besin maddelerine
ortak olan, hastalık ve zararlılara konukçuluk yapan ve bazı türleri
pamuk hasadını güçleştiren, mücadele edilmediğinde verim azalmasına
neden olan bitkilerdir. Bunlar geniş yada dar yapraklı olup hayat
devrelerini bir yada çok yılda tamamlarlar. Tek yıllık olanlar tohum
ile çok yıllık olanlar ise hem tohum hem de toprak altı organlarından
çoğalırlar.
Yabancı otlarla kültürel ve ilaçlı mücadele yapılmalıdır. Kültürel
mücadele, el ve makine çapası ile yapılmalıdır. İlaçlı mücadele, ekim
öncesi, çıkış öncesi ve çıkış sonrası olmak üzere üç farklı dönemde
yapılabilir.
Ekim öncesi uygulanacak ilaçlar ekimden 1-20 gün önce toprağa verilip
5-7 cm toprak derinliğine karıştırılmalıdır. Ekim öncesi ilaçlama ile
Horoz ibiği, Semiz otu, Sirken, Sütleğen, Yabani fiğ, Yabani bamya,
Hardal, Darıcan, Çatal otu ve Yapışkan otun çıkması tamamen ve kısmen
önlenebilmektedir.
Çıkış öncesi ilaç uygulaması ekimden sonraki 24 saat içerisinde toprak
yüzeyine uygulanır ve toprağa karıştırılmaz. Bu dönemde uygulanan
ilaçlar Pıtrak, Köpek üzümü, Horoz ibiği, Yapışkan ot, Darıcan, su otu,
Hardal, Semiz otu gibi bitkileri kontrol edebilmektedir.
Çıkış sonrası uygulanacak ilaçlar ise Geliç (kaynaş), Darıcan, Yapışkan
ot, Tilki kuyruğu, Çatal otu ve köpek dişi ayrığı gibi tek ve çok
yıllık yabancı otların mücadelesinde kullanılmaktadır.

Yabancı otlarla bulaşık pamuk tarlası
Önemli Pamuk Hastalıkları
Fide Kök Çürüklüğü
Pamukta fide kök çürüklüğüne Rhizoctonia solani, Fusarium spp., Verticillium spp., Pythium
spp. funguslarından biri veya birkaçı neden olmaktadır. Kışı toprakta
geçiren bu mantarlar ekimden sonra çimlenen pamuk tohumlarını
hastalandırarak fidelerin toprak yüzeyine çıkmadan veya çıktıktan sonra
ölmesine neden olurlar. Ülkemizde yoğun olarak pamuk tarımının
yapıldığı alanlarda görülen bu hastalık, özellikle su tutan topraklarda
yağışlı ve serin giden yıllarda büyük tahribat yapar.
Fide kök
çürüklüğüne karşı mücadelede ekim nöbeti uygulanmalı, 5-10 cm yüzeydeki
toprak sıcaklığı 18 °C 'ye ulaşmadan ekim yapılmamalı, çok erken
ekimlerden kaçınılmalı ve derin ekim yapılmamalıdır. Ayrıca tohumlar
uygun bir ilaçla mutlaka ilaçlanmalıdır. (Carboksin + Thiram,
Chloronep, Pencycuron + Captan, PCNB + Captan)
Verticillium ve Fusarium Solgunluğu
Yetişme mevsimi sonlarına doğru kendini daha açık bir şekilde gösterir.
Önce alt yapraklardan başlar ve yukarılara doğru yayılır. Yapraklar
önce sararır, sonra kuruyup dökülür. Ekimin geç yapıldığı veya
hastalığın erken görüldüğü durumlarda bitki boyu kısalır, bitki başına
koza sayısı azalır ve kozalar küçük kalır. Bitki gövdesi kök boğazından
enine kesildiğinde iletim demetlerinde kahverengi lekeler görülür.
Hastalık insan eliyle, rüzgar gibi doğal etkenlerle, toprak, tohum
(havlı çiğit) veya ürün artıklarıyla taşınabilmektedir. Havlı tohum
yapışan bulaşık ürün artıkları yayılmanın önemli nedenlerindendir. Verticillium solgunluğu killi ve ağır topraklarda, Fusarium ise kumsal ve asitli topraklarda daha şiddetli seyretmektedir.
Mücadelede en önemli yöntem dayanıklı çeşit kullanmaktır. İlaçla
mücadelesi yoktur. Alınabilecek kültürel önlemler arasında, hasat
artıklarının tarladan uzaklaştırılması, ekim nöbeti uygulanması, Aşırı
azotlu gübre kullanımından kaçınılması, amonyum nitrat ve amonyum
sülfat yerine üre gübresinin tercih edilmesi, konukçuluk yapacak
yabancı otların imha edilmesi, ekim sıklığının arttırılması, sırta
ekimin tercih edilmesi, köklere zarar verebilecek derin çapalamadan
kaçınılması sayılabilir.
Yaprak Köşeli Leke Hastalığı
Pamuk bitkilerinin yaprak, yaprak sapı, tarak ve kozalarında koyu yeşil
ve kahverengi lekeler şeklinde görülen bakteriyel bir hastalıktır. İlk
lekeler kotiledon yapraklarında aşık yeşil yağ lekesi şeklinde görülür
ve iklim koşulları hastalık için uygun giderse lekeler sapa ve kozalara
geçer. Hastalık nedeniyle kozalar açılamayıp dökülürler.
Hastalık tohumla taşındığı için mücadelesinde, hastalıklı tarlalardan
tohum alınmamalı, ilaçlı tohum kullanılmalı,hasattan sonra bitki
artıkları yok edilmeli, ekim nöbeti uygulanmalı ve aşırı sulamadan
kaçınılmalıdır.
Pamuk Zararlıları
Pamuk Yaprak Biti
Bitki özsuyunu emmek suretiyle zarar verirler. Bitki gelişimi yavaşlar.
Salgıladıkları şekerli maddeler üzerinde mantar sporlarının çoğalması
sonucu fumajin oluşumuna neden olurlar. Yaprak altında kümeler halinde
yaşarlar. Aşırı sulama ve azotlu gübre kullanımı çoğalmasını teşvik
eder. Zararlının çok sayıda doğal düşmanı bulunmaktadır. Haftada bir
yapılacak kontrollerle yaprak biti sayısı 25'e ulaştığında ilaçlama
yapılmalıdır.
Beyazsinek
Bitki özsuyu ile beslenir. Bitki gelişmesini durdurur, bitkinin koza
tutma kapasitesini düşürür. Yoğun olarak görüldüğünde mücadele
yapılmazsa %60 'a varan verim kayıplarına neden olabilir. Mücadelesinde
kültürel önlem olarak erkenci pamuk çeşitlerinin ekilmesi, aşırı sulama
ve gübrelemeden kaçınılması, hasat artıklarının ve yabancı otların imha
edilmesi gerekir. İlaçlı mücadelesi kontroller yapılarak yaprak başına
5 ergin veya 10 larvaya rastlanıldığında yapılmalıdır. İlaçlama aletine
yaprak altı meme seti ilave edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Pamuk Yaprak Piresi
Bitki özsuyu ile beslenir ve koza oluşturma döneminden itibaren önem
kazanır. Zararlının erginleri yan ve hızlı hareketleri ile tanınır.
Zarar gören yapraklar önce sararır, sonra kırmızılaşır. Yoğunluğu
artarsa yaprak ve tarak dökümüne neden olur. Koza oluşturma döneminde
yapılacak kontrollerde yaprak başına 10 birey tespit edilirse ilaçlı
mücadeleye geçilmelidir.
Kırmızı Örümcek
Bitkinin
tüm aksamında beslenmekle birlikte daha çok taze ve kuvvetli yaprakları
tercih ederler. Yapraklar üzerinde emgi yaptıkları yerlerde sarı
noktalar oluşur. Daha sonra zarar gören kısımlar kızarır ve yaprak
zamanından önce dökülür. Bulaşma tarla kenarlarından başlar. Tüm
tarlaya yayılmamışsa zararlının olduğu alanlar ilaçlanmalıdır. Tarla
geneline yayılmışsa bölgelere göre değişmekle birlikte Akdeniz Bölgesi
için yaprak başına 5 bireye ulaşıldığında akarisitler ile ilaçlama
aletine yaprak altı meme seti ilave edilerek ilaçlanmalıdır.
Yeşil Kurt

Ergini
bir kelebek olan yeşil kutrun tırtılları başta taraklar olmak üzere
generatif organlarda (tarak, çiçek, koza) beslenerek zarar verirler.
Yeşil kurdun 3 nesli pamukta zararlı olmaktadır. Yapılacak tarla
kontrollerinde 3 m 'lik pamuk sırasında ortalama 2 adet yeşil kurt
görüldüğünde ilaçlama yapılmalıdır. İlaçlamada yüksek etki elde
edebilmek için her nesilde yumurtadan yeni
çıkmış larvaların çoğunlukta olduğu dönemde ilaçlama yapılmalıdır.
Pembe Kurt
Ergini bir kelebek olan pembe kurdun tırtılları kozanın içine girerek
koza içinde özellikle çiğitlerle beslenir. Kör koza oluşumuna neden
olur. Larvalar çiçekte beslendiği için rozet (bohça) çiçek oluşumuna
neden olur. Zararlı kışı kör kozalar veya çiğit içinde geçirdiğinden
tohum ve tarla temizliği çok önemlidir. Pamuk hasadından sonra
tarladaki saplar parçalanmalıdır. Delinte (havı alınmış) pamuk tohumu
kullanılmalı, aksi taktirde çiğitler mutlaka fumige edilmelidir.
Ülkemizde pembe kurt zararını önlemek için pamukta pembe kurt
yönetmeliği bulunmaktadır. Burada belirtilen tedbirlere uyulması ve
yukarda belirtilen kültürel önlemlerin alınması durumunda ilaçlı
mücadeleye gerek yoktur.
Kesici Kurtlar
Pamuk bitkilerini çıkıştan itibaren 6-8 yapraklı oluncaya kadar keserek
zarar verirler. Geç ekimlerde ve yağışlı geçen yıllarda zararları
fazladır. Mücadelesinde tohum ilaçlaması yapılmalıdır.
- MÜNAVEBE
Toprak
verimliliğinin sürekliliğini sağlayabilmek, pamuk üretiminde ortaya
çıkan bazı sorunların (yabancı ot, zararlı, toprak yapısındaki
bozulmalar) üstesinden gelebilmek ve ekonomik pamuk tarımı yapabilmek
için münavebe zorunludur.
- HASAT
Pamukta hasat zamanı, bölgelere, ekim zamanına, uygulanan kültürel
işlemlere (sulama, gübreleme vb.), bitkilerin hastalık ve zararlılardan
etkilenme durumuna ve pamuktan sonra ekilecek bitkinin ekim zamanına
göre değişir. Elle pamuk hasadına kozaların % 60-70'ının açtığı dönemde
başlanmalıdır. Ülkemizde pamuk hasadı bölgelere göre Ağustos - Ekim
aylarını kapsayan dönemde yapılmaktadır. Hasadın sonbahar yağışlarından
önce bitirilmesi gerekir. Hasat sırasında naylon torba ve gübre çuvalı
kullanılmamalı, pamuklar bez torbalara konulmalıdır. Toplama esnasında
pamukların yabancı madde ile bulaşmamasına özen gösterilmeli ve ıslak
olarak toplanmamalıdır.
Kaynak:http://ciftci.ksu.edu.tr
|