|
|
Bilimsel Sınıflandırma:
Alem: Plantae
Bölüm: Magnoliophyta
Sınıf:
Liliopsida
Takım: Poales
Familya: Poaceae
Alt familya:Pooideae
Oymak: Triticeae
Cins: Triticum L.
|
1. TANIMI VE ÖNEMİ
Buğday, tek yıllık bir bitki olup, her türlü iklim
ve toprak koşullarında yetişebilecek çok sayıda çok sayıda çeşitlere
sahip olması nedeniyle, dünyanın hemen her tarafında
yetiştirilmektedir. Buğday gerek dünyada; gerekse ülkemizde en fazla
üretilen tarım ürünüdür.
Dünyada
besinlerden sağlanan kalorinin %20'si buğdaya aittir. Gluteninin elastikiyeti
nedeniyle ekmek yapımına uygun rakipsiz bir bitkidir. Tarımının kolay ve
tamamen makineye dayalı oluşu, yetiştiricileri buğday tarımına yöneltmektedir.
Telafi yeteneğinin çok yüksek olması, yetiştirici hatalarını ve olumsuz
koşulları belli oranda telafi edebilmesi, kültür bitkileri içerisinde buğdaya
farklı bir yer kazandırmaktadır. Bu özelliklerinden dolayı buğday geçmişte ve
günümüzde olduğu gibi, gelecekte de stratejik bir bitki olma özelliğini
sürdürecektir
1.1 Dünyada ve Türkiye'de Buğday Üretimi
Kültür bitkileri içerisinde dünyada en fazla ekilen buğdayın dünya ekim
alanı yaklaşık 220 milyon ha, üretimi 565 milyon ton, verimi ise 2562 kg/ha
kadardır. Dünya buğday üretimi bakımından ilk dört sırayı Çin, B.D.T (Bağımsız
Devletler Topluluğu), A.B.D ve Hindistan almaktadır. Yıllık 563.6 milyon ton
olan dünya üretiminin yaklaşık 260,3 milyon tonu, yani dünya üretiminin yarıya
yakını bu dört ülke tarafından gerçekleştirilmektedir.
Çizelge 1: Başlıca ülkelerin buğday ekiliş,
üretim ve verim değerleri (1.Uluslararası Buğday Sempozyumu Meksika-1997)
|
Ülkeler
|
Ekiliş (Mil. ha)
|
Üretim (Mil. ton)
|
Verim (kg/da)
|
|
Çin
|
29.359
|
102.636
|
350
|
|
A.B.D.
|
25.020
|
62.628
|
250
|
|
Hindistan
|
24.961
|
59.782
|
240
|
|
Rusya
|
23.588
|
35.264
|
150
|
|
Fransa
|
4.612
|
30.226
|
655
|
|
Kanada
|
11.489
|
25.261
|
220
|
|
Türkiye
|
9.772
|
18.848
|
193
|
|
Ukrayna
|
5.244
|
17.320
|
330
|
|
Almanya
|
2.472
|
16.688
|
675
|
|
Pakistan
|
8.168
|
16.124
|
197
|
|
Avustralya
|
8.745
|
14.001
|
160
|
|
Dünya
|
220.0
|
563.6
|
256.2
|
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de buğday tarım alanlarının vazgeçilmez
bitkisidir. Ülkemiz tarla arazisi yaklaşık 23.9 milyon hektardır. Bunun toplam
13.9 milyon ha'ı tahıl ekim alanıdır. Tahıl ekim alanının yaklaşık 9.6 milyon
ha'nı buğday kaplamaktadır. Nadasa bırakılan buğday alanlarıyla birlikte bu
alan 14.6 milyon ha'a yükselmektedir. Yani ekilen alanların % 51'i toplam tarla
arazisinin ise % 61'i buğday tarımına ayrılmıştır.
Yine toplam 29 milyon tonluk tahıl üretimimizin yaklaşık 20 milyon tonu,
yani %66.4'ü buğdaya aittir. Dünya üretiminde 7 sıradayız.
Çizelge 2: Ülkemiz tarımsal bölgelere göre
buğday ekiliş, üretim ve verimleri (Akkaya A..Kahramanmaraş-1994)
|
Bölgeler
|
Ekiliş (1000 ha)
|
Üretim (1000 ton)
|
Verim (kg/da)
|
Ekimdeki payı (%)
|
Üretimdeki payı (%)
|
|
Ortakuzey
|
2143
|
3494
|
166
|
22.3
|
18.1
|
|
Ortagüney
|
1903
|
3569
|
195
|
19.8
|
18.5
|
|
Marmara
|
816
|
2634
|
324
|
8.5
|
13.7
|
|
Akdeniz
|
1042
|
3187
|
306
|
10.9
|
16.5
|
|
Ege
|
740
|
1802
|
256
|
7.7
|
9.3
|
|
Güneydoğu
|
1137
|
1734
|
154
|
11.9
|
9.0
|
|
Ortadoğu
|
906
|
1574
|
176
|
9.4
|
8.2
|
|
Karadeniz
|
432
|
720
|
167
|
4.5
|
3.7
|
|
Kuzeydoğu
|
480
|
587
|
124
|
5.0
|
3.0
|
|
Top. (Türkiye)
|
9599
|
19301
|
207
|
100
|
100
|
Ülkemizde en fazla buğday ekim ve üretimi Orta Anadolu Bölgesi'nde
(Ortakuzey + Ortagüney) yapılmaktadır. Toplam buğday ekim alanlarımızın
%42.1'i, üretimimizin ise %36.6'sı bu bölgeye aittir.
Kaynak : DİE,
1996, 1997, 1998
2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ
2.1 İklim İsteği
Buğday genellikle ılık ve serin iklim şartlarında
yetişir. Buğday, gelişmenin ilk devrelerinde (çimlenme, kardeşlenme)
yüksek sıcaklıktan hoşlanmaz. Sıcaklık 5-10 ºC; nisbi nem %60'ın
üstünde olursa bitki normal gelişmesine devam eder. Vegatatif gelişenin
ileri devresinde (sapa kalkma) fazla sıcaklık istemez.10-15 ºC'lık
sıcaklık, %66 nisbi nem ve az ışık, iyi bir gelişme için uygundur.
Buğday yıllık yağışı 350-1150 mm olan iklim bölgelerinde
yetişebilmektedir. Kaliteli ve bol ürün yıllık yağışı 500-600 mm olan
yerlerde veya toprakta bu nemi sağlayacak sulamalarda alınabilmektedir.
2.2 Toprak İsteği
Buğday derin, killi, tınlı-killi olan ve yeterli
organik maddesi olan fosfor ve kireci bulunan, kumlu tınlı topraklar en
iyi buğday topraklarıdır. Toprakta organik madde arttıkça, buğdayın
verimi de artar. Besin maddesi yönünden fakir topraklarda kaplıca
çeşitleri, orta şartlarda ekmeklik çeşitleri, en iyi şartlarda da
makarnalık çeşitleri ekmek daha uygundur.
3.YETİŞTİRME TEKNİĞİ
3.1 Ekim Nöbeti
Bölgemizde(Gap) kuru ve sulu koşullarda buğday çeşitli kültür bitkileri ile münavebeye girmektedir.
Kuru koşullarda
- Buğday-Nadas-Buğday
- Buğday-Mercimek-Buğday
- Buğday-Mercimek-Arpa
Sulu koşullarda
- Buğday-İkinci ürün-Pamuk
- Buğday-İkinci ürün-Sebze
- Buğday-İkinci ürün-Yem bitkileri
- Buğday-İkinci ürün-Pamuk-Arpa-İkinci ürün
- Buğday-İkinci ürün-Mercimek-İkinci ürün
(İkinci ürün: Yerfıstığı, Mısır, Susam, Ayçiçeği vs.)
3.2 Buğday Çeşit
Buğday türleri genellikle kaplıca gurubu, makarnalık
buğdaylar gurubu, ekmeklik buğdaylar gurubu olmak üzere 3 guruba
ayrılır. Kaplıca gurubu altında yetiştirilen buğdaylar daha çok hayvan
yemi, kısmen de bulgur olarak kullanılır. Araştırma sonuçlarına göre
ekimi önerilen çeşitler:
Sulu koşullarda ekmeklik çeşitlerden Marmara-86,
Shom-IV, Kop, Seri 82, Shom II ve Orso; makarnalık çeşitlerden Shom I,
Gediz-75, Korifla, Fırat 93, Omrabia, Dicle-74, Balcalı-85 ve
Diyarbakır-81 önerilmektedir.
Kuru koşullarda ekmeklik çeşitlerden Marmara-86,
Shom-IV, Gönen, Çukurova-86, Kop; makarnalık çeşitlerden Diyarbakır-81,
Gediz-75, Dicle-74, Shom-I, Korifla, Balcalı-85 önerilmektedir.
3.2.1: Tohumluk
Buğday tarımında bol ve kaliteli ürün alabilmek için yetiştirilecek
çeşit ve ekilecek tohumun kalitesinin önemi çok büyüktür. Vasıflı bir
tohumluk:
· Bölge şartlarına uyan, önceden ekileceği bölgede denenmiş, verim
potansiyeli bilinen ve kaliteli bir çeşit olmalıdır,
· Sertifikalı olmalıdır,
· Taneleri dolgun ve olgun olmalıdır,
· Sürme hızı ve gücü yüksek olmalıdır,
· Başka bitki tohumlarından temizlenmiş, karışıksız olmalıdır,
· Hastalık (sürme ve rastık gibi) ve zararlılara (Zabrus sp. gibi)
karşı tohumluklar usulüne uygun bir şekilde ilaçlanmalıdır.
3.2.2 Birim Alana Atılacak Tohumluk
Dekara atılacak tohumluk miktarının belirlenmesinde ekilmek istenen
çeşidin kardeşlenme kapasitesi, bin tane ağırlığı, tohumun saflığı
önemlidir. Dekara atılacak tohumluk miktarı çeşitten çeşide tohum
iriliğine göre de değişmektedir. Yapılan araştırmalar, Trakya ve
Marmara bölgesinde birim alandan en yüksek tane verimi alabilmek için
dekara 16-18 kg tohumluğun yeterli olacağını göstermiştir. Özellikle
dekara 20 kg’ ın üzerinde tohumluk kullanımı kurak yıllarda bitki
başaklarının zayıf kalmasına, yağışlı yıllarda ise kök hastalıklarının
gelişmesi sonucu yatmaya neden olmaktadır. Bu nedenle dekara 18 kg’ ın
üzerinde tohumluk kullanmaktan, hem daha iyi bir ürün elde etmek ve
hem de tohumluk tasarrufu yapmak için kaçınılmalıdır.
3.3 Toprak Hazırlığı
3.3.1 Kuru koşullarda
Bölgemizde kuru koşullarda buğday-nadas veya
buğday-mercimek ekim nöbeti uygulanmaktadır. Bu nedenle buğday-nadas
sisteminde, buğday hasadını müteakip hiçbir toprak işlemesi yapılmadan,
ekim sahası kışı geçirdikten sonra, erken ilkbaharda mart ayının ikinci
yarısından itibaren toprak uygun tava geldiğinde soklu pullukla sürüm
yapılır. Daha sonra sonbaharda diskharrow + tırmık ve tapan çekilerek
tohum yatağı hazırlanır. Buğday-Mercimek hasatından sonra toprak gölge
tavında iken derim sürüm yapılır. Daha sonra sonbaharda diskharrow +
tırmık ve tapan çekilerek tohum yatağı hazırlanmış olur.
3.3.2 Sulu Koşullarda
Sulanan
sahalarda buğday genellikle çapa bitkileri ile münavebeye girmektedir.
Bu nedenle sonbaharda ön bitki hasatından sonra, bitki kalıntıları
temizlenmeli veya uygun alet ekipmanla parçalanmalı, bundan sonra döner
kulaklı pullukla derin sürüm yapılıp, toprağa karıştırılmalıdır.
Daha sonra diskharrow ve tırmık çekilerek keseklerin
toprağa karıştırılmalıdır. Daha sonra diskharrow ve tırmık çekilerek
keseklerin kırılması sağlanır. Kesekler kırıldıktan sonra flot
çekilerek, tohum yatağı hazırlanır.
3.4 Ekim
Buğday ekimi bölgemizde genellikle 15 Ekim-15 Kasım
tarihleri arasında yapılmaktadır. Ekimde geç kalınmamalıdır. Aksi halde
kışlık buğdaydan da, yazlık buğday gibi düşük verim elde edilmektedir.
Onun için günlük ortalama ısının 5-8 ºC etrafında seyrettiği devrede
buğday ekimi yapılmalıdır. Kışlık buğdayların 5-8 cm derinlikte
ekilmesi verimin artmasında önemli etkendir. Ekime hazır vaziyetine
getirilen tohum yatağına kuru koşullarda 15-17 kg/da, sulu koşullarda
ise 13-15 kg/da üzerinden mibzerle ekim yapılmalıdır. Ekimden önce
tohum mutlaka civalı ilaçlarla ilaçlanmalıdır.
3.5 Gübreleme
Buğdayda dengeli bir gübreleme yapmak için gübre
mutlaka toprak tahlilleri neticesine göre atılmalıdır. Araştırmalar
sonucunda; Bölgemizde buğdaya kuru koşullarda 6-8 kg/da N, 9 kg/da P2O5, sulu koşullarda ise 16 kg/da N, 13 kg/da P2O5
karşılığı azotlu ve fosforlu gübre verilmesi önerilmiştir. Azotlu
gübrenin ilk yarısı ve fosforlu gübrenin tamamı ekimde, azotun ikinci
yarısı ise kardeşlenme başlangıcında uygulanmalıdır. Azotlu gübre
toprak yüzeyine, fosforlu gübre mibzerle banda verilmelidir.
3.5.1 Buğday Tarımında Kuruda veSuluda Kullanılacak Gübre Dozları:
Doğru bir gübreleme yapılması için üreticilerin topraklarını analiz
yaptırması şarttır. Genel bir bilgi vermek için buğday tarımında
yeterli ve dengeli bir gübreleme için kuru ve sulu şartlarda
uygulanabilecek gübre form ve dozlarının çeşitli seçenekleri aşağıda
çizelge 1’ de belirtilmiştir. Fosforlu gübrelerin ekimden önce toprağa
verilmesi, bitkiler tarafından ileri ki gelişme dönemlerinde kolay ve
yeterli alınmasını sağlar. Azotlu gübrelerin buğday üretiminde ideal
uygulanması üçe bölünerek yapılır. Birinci uygulamada üçte biri
ekimden önce veya ekimle birlikte Amonyum sülfat (%21) formunda veya
18-46-0 ile 20-20-0 kompoze gübrelerinden birini kullanarak dekara 25
kg, ikinci uygulamada diğer üçte biri Mart ayı başında üre formunda 10
kg/da , son üçte birlik kısımda Mart ayı sonu veya Nisan ayı başında
Amonyum nitrat (%26) formunda olmak üzere 15 kg/da hesabıyla tarlaya
verilmesi uygundur.
Çizelge 1. Buğday üretiminde kuru ve sulu şartlarda toprağa
uygulanabilecek gübre form ve dozlarından bazı seçenekler.
| |
Uygulanabilecek Gübre Miktarları (kg/da) |
| |
Gübre Formu |
Uygulama Zamanı |
Kuruda |
Suluda |
| 1 |
Amonyum sülfat |
Ekim'de |
20-25 |
25-30 |
| 2 |
18-46-0 |
Ekim'de |
20-25 |
25-30 |
| 3 |
Uygulamada üre |
Şubat sonu Mart başı |
8-10 |
10-12 |
| 4 |
Uygulamada Amonyum Nitrat |
Mart sonu Nisan başı |
14-15 |
15-20 |
3.5.2 Buğday Tarımında Kullanabileceğimiz Gübre Çeşitleri:
Azotlu Gübreler:
Azotlu gübreler, Amonyum sülfat (%21 N), Üre (%46 N) ve Amonyum Nitrat
(%26 N)’ tır. Bu gübrelerin tümü bitkinin ihtiyacı olan azotu
sağlamalarına karşın özellikleri gereği toprak asitliğini
nötürleştirmek için tuzlu veya alkali topraklarda Amonyum sülfat ekim
öncesi veya ekimde tercih edilmeli, diğer nötr veya asit toprak
karekterlerinde üre kullanılabilir. Amonyum nitrat gübresi İlkbaharda
(çimene) uygulanabilir. Azotlu gübreler topraktan değişik yollarla
kayba uradığından her yıl mutlaka toprağa verilmesi gerekir.
Buğday tarımında, dekardan en yüksek dane verimi alabilmek için Trakya
Tarımsal Araştırma Enstitüsünün yaptığı araştırmalar sonucunda saf
madde olarak 12-14 kg/da arası azot yeterli olmaktadır. Yapılan
araştırmalarda elde edilen sonuçların ekonomik analizi yapılarak
gübreye verdiğimiz para ve tarladan aldığımız ürünün geliri olarak
değerlendirilmiştir.
Buğday'da Azot Noksanlığı
Fosforlu Gübreler:
Sadece fosfor içermesi yönünden en çok bilinen Triple Süperfosfat (%43
- %46 P2O5)’ tır. Eğer toprak analizi sonucu bu gübreye ihtiyaç
duyulursa tamamı ekim öncesi toprağa verilip karıştırılmalıdır.
Fosforlu gübrelerle toprağa verdiğimiz fosforun topraktan kaybı
sözkonusu değildir. Bu nedenle toprak analizi yaptırmadan her yıl
gereksiz yere fosforlu gübre vermekten ve gereksiz masraftan
kaçınılmalıdır. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsünde yapılan
araştırmalar sonucu buğday tarımında en uygun ekonomik fosforlu gübre
dozu 4-7 kg/da (P2O5)’ arasıdır. Buda dekara 12-16 kg/da triple süper
fosfat (%43-46) gübresine eşdeğerdir.
Buğday'da Fosfor Noksanlığı
Potasyumlu Gübreler:
Trakya toprakları potasyum miktarı açısından genelde zengindir. Bu
nedenle toprak analizleri sonucu tavsiye edilmedikçe potasyumlu gübre
kullanmaya gerek yoktur. Bilgi açısından potaslı gübreye örnek olarak
Potasyum sülfatı (%50 K2O) verebiliriz. Bu gübre gerekirse ekim öncesi
kullanılır.
Buğday'da Potasyum Noksanlığı
Kompoze Gübreler:
Kompoze gübreler azot, fosfor ve potasyumun belli oranlarda
karıştırılmasından yapılmıştır. Trakya çiftçisi en çok 20:20:0,
18:46:0, 26:13:0 ve 15:15:15 kompoze gübrelerini kullanmaktadır.
Burada birinci rakam azot, ikinci rakam fosfor, üçüncü rakam ise
potasyum miktarını göstermektedir. Özellikle buğday tarımında
toprağımızın fosfora ihtiyacı varsa 18-46:0 gübresi ekim öncesi veya
ekimle birlikte dekara 25 kg hesabıyla kullanılabilir. Burada şunu
belirtmekte yarar var, her yıl kompoze gübrelerin bazı çiftçiler
tarafından sürekli kullanılması sonucu Trakya’da tarla topraklarında
fosfor fazlalığı söz konusudur. Bu nedenle Toprak analizi sonucunda
fosfora ihtiyaç yoksa kompoze gübreler yerine diğer azotlu gübrelerden
uygun olanının kullanılması daha ekonomik ve verimli olur.
Yaprak Gübreleri:
Yaprak gübreleri, son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlanmıştır.
Yaprak gübreleri içerisinde bir veya birden fazla besin maddesi
elementi bulunmaktadır. Eğer tarla toprağında taban suyu, su kusması
nedeniyle yüksek ve iklimde serin ise soğuk toprak şartlarına bağlı
olarak azot, fosfor, çinko gibi herhangi bir besin maddesinin
noksanlığı görülebilir. Söz konusu bu besin maddelerinin buğday
kökleri ile alımı stres şartlarında zor olacağından, doğal olarak
oluşacak bitki besin maddeleri noksanlığı nedeniyle gelişme geriliği,
yaprak renklerinde morarma, kahverengileşme ve sararmalar (klorosiz)
görülebilir. Özellikle bu sorunlar Trakya’da serin geçen Mart ayında
ortaya çıkabilmektedir. Eğer kök hastalığı değilse bu sorun, büyük
ihtimalle mikro besin maddesi noksanlığıdır. İşte bu şekilde besin
maddesi noksanlığından emin olunan buğday tarlalarına, serbest
piyasadan Bakanlık kullanım iznine sahip ihtiyaç duyulan besin maddesi
noksanlığını karşılayacak yaprak gübreleri temin edilerek, kullanma
talimatına göre doğru oranda su ile karıştırılarak uygun bir
pülvarizatörle verilmelidir. Bazı yaprak gübreleri, sulama suyuna
kullanma talimatına uygun olarak karıştırılıp verilebilir.
Yaprak gübrelerini tek başına, buğday tarımında ekim öncesi ve
çimene kullanılan mineral gübrelere alternatif olarak kullanmak
dekardan istenen verim artışını sağlamayabilir. Unutulmamalıdır ki
bitkinin esas besin maddesi, su alma ve toprakta dik durmasını
sağlayan kökleridir. Dolayısıyla bitki doğal olarak topraktan normal
bir şekilde besin maddelerini alabilir. Ancak toprakta bitki besin
maddesi yoksa, iklim ve toprak şartları nedeniyle bitki besin maddesi
alınamıyorsa fotosentez organı olan yapraktan bitkiye zorunlu olarak
yaprak gübreleri kanalıyla noksan olan besin maddesi verilebilir. Bu
şekilde bilinçli gübreleme çiftçilere önemli oranda ekonomik kazançlar
sağlayabilir.
3.6 Sulama
Buğday bitkisinin suya ihtiyaç duyduğu veya en fazla
su tükettiği dönemleri sapa kalkma, başaklanma ve süt olum
dönemleridir. Sapa kalkma Mart sonu, başaklanma Nisan başı ve süt olumu
ise Mayıs başına rastlamaktadır. Buğday öncelikle başaklanma başlangıcı
ve süt olumunda olmak üzere iki kez sulanmalıdır. Ancak suyun pahalı ve
kıt olduğu yer ve durumlarda, bir defa sulamaya olanak verile
biliniyorsa sulama başaklanma başlangıcında yapılmalıdır. Suyun bol
olduğu ve kurak geçen mevsimlerde ise sapa kalkma, başaklanma ve süt
olumunda olmak üzere 3 defa sulanmalıdır. Eğer buğday ekim mevsiminde
çıkış için toprakta yeterli nem yoksa ve mevsim itibariyle kurak
geçiyorsa ekimde de sulama yapılmalıdır. Sulamalar toprağın 90 cm
derinliği doyuracak şekilde yapılmalıdır. Sulamalara ne zaman su
verileceği ise nem kontrol çubukları ile kontrol edilebilir. Basit bir
08-10 luk demir "T" çubuk toprağa bastırılınca 30-40 cm girebiliyorsa
sulama yeterlidir. Bu kontrol suyunbulunduğu yerde yapılmalıdır.
Buğdayda Tarımında Sulama Zamanları:
İlkbaharda yeterince yağış düşmediğinde çiftçilerimiz eğer sulama
imkanına sahip iseler;
- Sapa kalkma döneminde bir su ( bu bölgemizde Nisan ayı),
- Süt olum döneminde bir su (bu bölgemizde Mayıs ayının ikinci yarısı)
verebilirler. Görüldüğü gibi eğer Nisan ayı kurak geçerse sapa kalkma
döneminde bir sulama ve arkasından Mayıs ayında da yeterince yağış
düşmez ise süt olum döneminde ikinci bir sulama buğdayda kuru
koşullara göre %100’ün üzerinde bir verim artışı sağlayabilir.
3.6.1 Buğdayda Sulama Yöntemleri:
Buğday bitkisinde yüzey sulamalarından, salma ve uzun tava
yöntemlerinden biri ile sulama yapılabileceği gibi sapa kalkma
döneminde de yağmurlama sulama yöntemlerinden biri kullanılabilir.
Salma Sulama:
Bu yöntemde tarla başı kanalından saptırılan su toprak yüzeyinden
devamlı akar. Bu yöntemle çok su harcanır, tarım arazisindeki çukur
yerler çok su alırken, yüksek noktalara yeterince su çıkmaz.
Uzun Tava Sulama Yöntemi:
Bu yöntemde tarla eğim yönünde uzun şeritlere ayrılır ve bunların
araları seddelerle (engellerle) bölünür. Eğimi az ve iyi hazırlanmış
tavalarda su derinliği 10-15 cm’i geçmemelidir. Bu yöntem özellikle
hububat yanında yonca gibi sık ekilen bitkiler için uygundur.
Yağmurlama Sulama:
Yağmurlama sulamada, sulama suyu basınç altında belirli aralıklarla
yerleştirilmiş yağmurlama başlıklarına iletilerek yapay yağış halinde
uygulanır.
Yağmurlama sulamanın yararları:
- Eğimi fazla, düz olmayan ve sığı topraklarda iyi sonuç verir.
- Su kaybı az olur ve ölçülü su verme imkanı sağlar.
- Sulama suyunun kısıtlı olduğu durumlarda, bu sudan iyi istifade
edilmesi mümkün olur.
- Tohumları çimlendirmede ve fideleme de başarılı olarak
kullanılabilir.
Sulamada Hangi Yöntem Seçilmeli:
Sulama yönteminin seçilmesinde etkili faktörler, su kaynağı, su
kalitesi, su maliyeti, toprak özellikleri, topografya, iklim
özellikleri, bitki özellikleri ve yatırım gücü önemli rol oynar.
Toprak Özellikleri:
Ağır bünyeli (kil oranı yüksek) topraklar suyu bünyesinde uzun süre
tutabildiğinden, bu tip topraklarda yüzey sulama yöntemleri
kullanılmalıdır. Toprağın kum içeriği arttıkça yağmurlama sulama
yöntemi tercih edilmelidir. Bu tip kumsal topraklarda su kolayca
derine sızabildiğinden sulamalar az miktarda, fakat sık aralıklarla
yapılmalıdır.
Toprağın derinliği az ise, arazi tesviyesi gerektirmeyen yine
yağmurlama sistemleri tercih edilmelidir. Ayrıca taban suyu yükseklik
problemi olan tarım alanlarında da yağmurlama sistemini tercih etmekte
yarar vardır.
Arazi Durumu:
Arazi çok meyilli ise, ya da dalgalı bir yapı gösteriyorsa, yüzey
sulaması erozyona yol açar. Bu durumlarda, tesviye gerektirmeyen
yağmurlama sistemler kullanılmalıdır. Özellikle meyilli arazilerde
yağmurlama sulama ile erozyona yol açılmış olur.
İklim Özellikleri:
Eğer sulama yapılacak bölgede rüzgar hızı yüksek ve hep aynı yönden
esiyorsa, hava sıcaklığı da yüksek ise yağmurlama yerine salma veya
tava sulama tercih edilmelidir.
3.7 Hastalıkları, Zararları ve Mücadelesi
3.7.1. Buğday Hastalıkları ve Mücadelesi
Bölgemizde en çok rastlanan buğday hastalıkları;
Sürme (kör), pas hastalıkları (sarı pas, kahverengi pas, kara pas),
rastık, kök ve boğaz çürüklüğü'dür.
Sürme (kör):
Hastalıklı bitkiler sağlamlardan daha kısa boyludur. Daneler yuvarlağa
yakın bir şekil alır. Ezilince siyah bir toz kitlesi ile dolu oldukları
görülür. Dayanıklı çeşit kullanarak, yazlık ekim yapılarak ve ekim
öncesinde tohumlar ilaçlanarak mücadele yapılmaktadır.
Sarı Pas (kınacık):
Yapraklar üzerinde sarı, dar, uzunca, birbirine paralel noktalı
çizgiler halinde sap ve başakta meydana gelirlerse de genellikle yaprak
ve kavuzlarda görülür.
Kahverengi Pas:
Sarı pastan sonra görülür. Püstülleri kara pasınkinden koyu, kara
pasınkinden daha açıktır. Püstüller dairevi yığınlar meydana getirir.
Kara Pas:
En geç görülen pas türüdür. Püstüller rastgele dağılmışlardır.
Püstüllerin üzerindeki epidermisin yırtılması ile bariz olarak tanınır.
Pas Hastalıklarının Mücadelesi:
- Hastalığa dayanıklı çeşitler kullanmak
- Yabancı ot mücadesi yapmak
İlaçlı mücadele
Rastık:
Hastalıklı buğday, başak çıkarır çıkarmaz görülür. Hastalığa yakalanmış
bitkiler sağlamlardan daha kısa ve zayıf olup, genellikle
kardeşlenmezler ve erken olgunlaşırlar.
Buğdayın başakları çiçek zamanı siyah bir toz
kitlesi hastalık etmeni fungusun sporlarıdır. Bu sporlar rüzgarın
etkisiyle etrafa dağılır ve daha sonra geride sadece başak ekseni kalır.
Mücadesi:
- Hastalıksız tohum ekilmeli
- Hastalığa dayanıklı çeşitler kullanmak
- Tohum ilaçlaması yapmak
Buğdayda kök ve boğaz çürüklüğü:
Daha ziyade buğdaygillere arız olur. Kuru ziraat yapılan bölgelerde
kışlık buğdaygillerde daha çok görülür. Alkali topraklarda hastalık
daha etkendir. En belirgin başaklanma dönemindedir. Bitki vaktinden
erken sararır ve beyazlaşır. Başak dane tutmaz veya daneler cılız
kalır. Bazen başak vermeyebilir. Sap, yaprak ve başakta hızlı bir
beyazlaşma görülür. Mücadelesi:
- Hastalıksız tohum ekilmeli
- Yeterli miktarda azotlu gübre atmak
- Sürüm ve yaz nadası hastalığı azaltır
- Tohum ilaçlaması
3.7.2 Buğday Zararlıları ve Mücadelesi
Süne: Toprak renginde, bazen siyah geniş vücutlu, 11-12 mm uzunlukta 7-8 mm genişlikte emici bir böcektir. Yaprakları ve daneyi emer.
Mücadelesi: Süne mücadelesi prensip itibariyle 1-3 yaşlı genç nimf döneminde ilaçlama suretiyle yapılmalıdır.
Kımıl:
Süneye benzer, ancak vücudu süneye göre dar ve baş iridir. Vücudun üstü
esmer, sarı ve hafif açık beneklerle bezenmiştir. 4 halkalı bir hortumu
vardır. Buğdayın yapraklarını ve daneyi emer. Mücadelesi: Kışlamış
erginlerde, nimf ve yeni nesil erginlerde olmak üzere iki dönemde
ilaçlama mücadesi yapılmaktadır.
Ekin Balmumu:
Ergini, esmer, kırmızı renkte, kanatları açık kahverengi baş ve thorax
esmer veya siyah elytraları kırmızı ortalama 10-15 mm uzunluğunda bir
böcektir. Larvaları buğdayın köklerini yiyerek, erginleri ise hububatın
süt olum döneminde başaklarda kapçık, kavuz ve daneleri kemirerek
zararları olmaktadırlar.
Mücadelesi: Ergin çıkışı başladıktan bir hafta sonra m2
de ortalama 14-15 ergin bulunan tarlalarda başlanmalı ve zarar sona
erinceye kadar devam edilmelidir. İlaçlı mücadele günün serin saatinde
erginler uçuşa başlamadan önce yapılmalıdır.
Ekin Güvesi:
Ergin küçük bir kelebektir. Zarara sebep olan larvalar koyu sarı renkli
olup, boyları 10 mm kadardır. Larvaları yaprağın içine girerek alt ve
üst epidermis arasındaki parankim dokusunu yiyerek tahribat yaparak,
bitkinin özümleme yapmasına mani olur.
Zarar gören bu kısım dondan zarar görmüş gibi sararır, sonra kurur.
Mücadelesi: Larvalar 6 mm ulaştığı zaman ilaçlı mücadelesi yapılmalıdır.
Ekin Kurdu (Zabrus Sp):
Pup olmaya yakın devrede larvaları 30-35 mm boyunda olup, beyazımsı
renktedir. Başa yakın üst seğmentleri koyu kestane, göğüs kısmı ve
ayakları esmer renklidir. Ayaklar kazıcı yapıdadır. Uç kısımlarında
tırnaklar yer alır. Erginlerde baş büyük olup, antenleri içindedir.
Renkleri kırmızımsı esmerdir. Zararlının boyu 14-16 mm'dir. Zabrus
larvaları hububat yapraklarının uçlarını yuvalarına çekerek, bilahare
toprak yüzünde yumak şeklinde bir bakiye teşkil eden yaprak sinirleri
kalıncaya kadar yemelerine devam ederler. Bir kökten çıkan yaprakları
bitirdikten sonra diğerlerine geçerler.
Mücadelesi:
- Kültürel tedbirler (münavebe),
- Mihaniki mücadele (Larvaların ilk göründüğü devrede toprağın bastırılması),
- Kimyasal mücadele (Tohum ve satıh ilaçlaması) şeklinde olmalıdır.
Yabancı Otlar:
Buğdayda yabancı ot mücadelesi önemlidir. Yabancı ot mücadelesi
yapılmayan alanlarda veriminde % 30'a varan azalmalar tespit edilmiştir.
Buğday ekili sahalarda görülen önemli yabancı otlar:
Yabani hardal, sarı ot, yabani tere, köygöçüren, yabani fiğler,
pelemir, ballı baba, yabani gonca, tilki kuyruğu, sütleğen, peygamber
çiçeği, yabani yulaf vb.
Mücadelesi: Yabancı otlar 3-5 yapraklı oldukları
devrede ilaçlı mücadele yapılmalıdır. Buğdayda ise kardeşlenme ile sapa
kalkma devreleri arası en uygun ilaçlama zamanıdır. Münavebe ise
yabancı ot kontrolü için en önemli kültürel tedbiridir.
3.8 Hasat, Harman ve Depolanması
Buğday, biçerdöğer, tırpan ve orakla hasat
edilebilir. Hasat zamanının seçiminde dane dökme, hasat edilecek üründe
su oranı ve makinaların çalışabilme durumu gözönüne alınmalıdır. Hasat
orak ve tırpanla yapılacaksa sarı olum devresi uygundur. Biçerdöğerle
yapıldığında biraz daha geç olarak yapılamalıdır. Biçerdöğerle yapılan
hasatta dane su oranı %13-15 arasında olmalıdır. Hasat erken
yapıldığında saplar henüz nemli olduğundan makinanın çalışması ve
danelerin kavuzlardan ayrılması güçleşir. Süt olumunda hasat edilen
danalerde 1000 dane ağırlığı düşer ve danelerde çalıklaşma görülür. Geç
hasatta ise, özellikle dane dökülmesi fazla olur ve dolayısıyla ürün
miktarı düşer. Makarnalık buğdaylar geciktirildiğinde dane parlaklığını
kaybeder. Tırpan veya orakla biçilen buğdaylarda harman, harman
makinası (batöz) veya dövenle yapılır.
Buğday tohumunu yabancı
ot tohumlarından, taş veya topraktan arındırmak için selektörden
geçirilmelidir. Bu işlem esnasında tohumluk olarak ayrılanlarında
ilaçlanması sağlanmış olmaktadır.
Buğdayın depolanması (saklanması) : Ambar olarak
kullanılacak bina rutubet almayan kuru, havadar ve aydınlık bir yer
olmalıdır. Bir ton ürün için en az 1.5 m2 alan hesap
edilmelidir. Saklama yerine getirilen buğdayın su oranının %12-14'ün
altında bulunması gerekir. Depo için en iyi ısı derecesi +4 ºC dir.
Ambara koyulacak buğdayın içerisinde yabancı tohum bulunmaması gerekir,
çünkü bunların vereceği yaşlık hububatın kızışmasına neden olur.

4. VERİM VE MALİYET
4.1 Verim
Bölgemizde kuru koşullarda buğday verimini etkileyen
en önemli faktör, yıllık yağışlar ve bunların buğdayın yetişme süresi
içerisindeki dağılışıdır. Özellikle Mart ve Nisan aylarındaki yağışlar
o yılki buğday verimini müspet veya menfi yönde etkilemektedir. Verim
üzerinde etkili olan diğer faktörler ise çeşit, gübreleme, bakım,
kültürel işlemler vs. dir. Sulu koşullarda ise sulama zamanı, adedi ve
verilecek su miktarı da verim üzerine etkilidir.
Derleme Ve Düzenleme:Admin
|