|
Tarımsal yüksek öğretimde yeni eğilimler |
|
|
Cuma, 10 Ekim 2008 |
|
İnsanların yaşamını sürdürmesi için gerekli temel ürünlerin üretildiği tarım sektörü, toplayıcılık ile başlamış, zamanla birçok ürünün kültüre alınması sonrası suni olarak üretime devam ede gelmiştir....
Dolayısıyla tarım sektöründe faaliyet gösteren çiftçiler de önceleri
çobanlık yapmışlar, tarımın giderek daha nitelikli ve modern yapılması
sonrasında da mühendislik hizmetlerine olan talep ortaya çıkmıştır. Bu
durum tarımsal üretimin daha nitelikli şekle gelmesine, standart ve
seri üretim yapılmasına neden olmuştur. Sonuçta tarımsal üretimin
yapılması için eğitim faaliyetleri de sadece teorik değil aynı zamanda
uygulama faaliyetlerinin de birlikte yapılmasını gerektirmiştir. Bu
nedenle mühendislik eğitimi ilk zamanlarda tecrübeli çiftçiler
tarafından verilirken daha sonra ilerleyen yaşam şartları göz önünde
bulundurularak tarım okullarında verilmeye başlanmıştır. Dünyada birçok
ülkede tarım eğitimi, tarım üniversitelerinde verilirken, Türkiye'de
çeşitli üniversiteler içinde bulunan ziraat fakültelerinde bu eğitim
sürdürülmektedir.
Dünyada son yıllarda yürütülen mühendislik eğitimlerinin gelişmesi
ve değişmesi, ziraat mühendisliği öğretiminin de değişmesine neden
olmuştur. Ancak tarımsal eğitimin verildiği Ziraat Fakültelerinde
değişim hiçte kolay olmamıştır. Son 10 yılda ziraat fakültelerinde 3
farklı sistem denenmiş, değişimde başarı görülmemesi sonrasında en eski
sisteme dönülmüştür. Oysa değişen istekler mezuniyet sonrası kamuda
çalışan mühendislerin, özel sektör anlayış ve çalışmasına göre şekil
değiştirmesinden ibarettir. Bu nedenle de alınan eğitimin istekliliği
çerçevesinde geliştirilmesi, eğitim faaliyeti sonucu çalışılacak
sektörün istekleri doğrultusunda düzenlenmesi gerçekliğini ortaya
çıkarmıştır.
Türkiye'de bulunan 24 ziraat fakültesinden biri olan Selçuk
Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerden anket
yolu ile elde edilen verilerden hareketle, öğrenciler bazı derslerin
değiştirilmesi en azından içerik yönüyle değiştirilmesi, ikinci olarak
da verilen bilgilerin nasıl kullanılacağının öğretilmesi konularında
görüş bildirmişlerdir. Öğrencilerden alınan bilgiler doğrultusunda,
genel eğitim faaliyetleri içinde tartışılabilecek çok önemli bir sonuç
da ortaya çıkmıştır. Fakültede öğretilen bilgiler iş yaşamında
kullanılmıyor, iş yaşamında istenen bilgiler ise fakültede
öğretilmiyor. Diğer bir deyişle gerçek yaşam ile öğretilen arasında
fark bulunmaktadır. Bu nedenle öncelikle eğitim-öğretim programları
düzenlenirken bu konulara dikkat edilmesi önemli olmaktadır. Oysa
fakültelerde öğretim elemanları hala derslerin adını, bölümünü ya da
kim tarafından verileceğini tartışmaktadır. Dersin ya da derslerin kim
tarafından nasıl verileceği değil, verilen bilginin öğrencinin iş
yaşamında nasıl kullanılacağı olmalıdır.
Yazar : YRD.DOÇ.DR. MİTHAT DİREK
Kaynak:Referans Gazetesi
|