Duyurular
Forumdan Son Mesajlar
- Cvp:mikoloji
rizaozturk 06-01-09 22:52 - Cvp:mikoloji
The_One 06-01-09 22:30 - mikoloji
rizaozturk 06-01-09 22:13 - Cvp:deveci armudu konusunda yardım lütfen
rizaozturk 06-01-09 21:28
Üye Girişi
Yapılan Son Yorumlar
| Bakanlık Eksper Yeti... |
| Ziraat Mühendislerin... |
| Gıda ve Ziraat Mühen... |
| Ziraat Mühendislerin... |
| Tarlasına reçete yaz... |
Ençok Yüklenen Dosyalar
Destekleyenler
www.ziraatci.com| Arı Ürünleri ve Özellikleri |
|
| Cuma, 25 Ocak 2008 | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Arı Ürünleri ve Özellikleri
A- Bal
1.
Balın Tanımı
Bal, Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı Bal Tebliğinde "Bal; bal arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine özgü maddelerle karıştırarak değişikliğe uğratıp, bal peteklerine depoladıkları tatlı madde" olarak tanımlanmıştır. Tanımından da anlaşılacağı üzere bal saf ve doğal olmalı, hiçbir katkı maddesi veya kalıntı içermemelidir.
Resim 19. Arı
ürünlerinden toplu görünüş. Soldan sağa; polen, süzme bal, petekli bal, bal
mumu, propolis ve arı sütü.
2. Balın
Sınıflandırılması
Balın
sınıflandırılması üretim ve pazarlama şekline ya da kaynağına göre
yapılmaktadır. Üretim ve pazarlama şekline göre bal; süzme ve petekli, elde
edildiği kaynağa göre ise çiçek ve salgı balı olarak sınıflandırılabilir.
Resim 20. Petekli
bal.
Çiçek
balı;
genellikle bitkilerin çiçeklerinde bazen de kiraz, bakla, pamuk, ve şeftali gibi
bitkilerin yaprak sapı ve gövdelerinde bulunan nektar bezlerince salgılanan nektarın
arılar tarafından toplanması ile oluşturulan baldır.
Resim 21. Süzme bal.
Salgı
balı; çam, meşe, kayın ve ladin gibi orman ağaçları üzerinde yaşayan böceklerin
salgıladığı tatlı salgıların arılar tarafından toplanması ile oluşturulan
baldır. Ülkemiz için en önemli salgı balı çam balıdır.
3. Balın Bileşimi
Balın
bileşimi, üretimin yapıldığı yöredeki bitki türlerine ve üretimin yapıldığı
zamana göre değişmektedir. Ancak genel ortalama olarak balın %80'i değişik
şekerlerden %17'si sudan meydana gelir. Geri kalan %3'lük kısım başta enzimler
olmak üzere, balı bal yapan ve balı değerli kılan maddelerden oluşur. Balın
bileşimini oluşturan maddelerin %
ortalama değerleri aşağıda verilmiştir.
4. Balın Bileşimini
Oluşturan Maddeler
Su
Baldaki su miktarı balın olgunlaşma
durumuna bağlı olarak farklılık gösterir. Normal olarak olgunlaşmış ballar %17
dolayında su içerirler. Baldaki su oranının yüksek olması balın daha kolay
bozulmasına neden olur. Bu nedenle süzme bal, tamamen veya en azından yarısı
sırlanmış peteklerden elde edilmelidir.
Karbonhidratlar
Bal, kaynağına ve bal özünü bala çeviren
arıların salgı bezlerinin salgıladıkları enzimlerin aktivitelerine bağlı olarak
yaklaşık 15 çeşit şeker içerir. Ancak, şekerler içersinde büyük çoğunluğu
früktoz (levüloz) ve glikoz (dekstroz) oluşturur. Balda toplam şeker oranı % 80
dolayındadır.
Mineral
Maddeler
Balda; demir, bakır, potasyum,
kalsiyum, magnezyum, fosfor, silisyum, alüminyum, krom, nikel ve kobalt gibi
değerli mineral maddeler vardır. Salgı balları mineral maddelerce daha
zengindir. Bu özelliğinden dolayı tedavi amaçlı da kullanılırlar ve kristalize
olmadıkları için bazı tüketiciler tarafından tercih edilirler.
Proteinler
Balın kaynağına bağlı olarak,
proteinlerin yapı taşları olan aminoasitler ballarda oldukça düşük düzeylerde
bulunurlar. Balda 17 adet farklı aminoasit tespit edilmiştir.
Asitler
Asitler, bala kendine has kokuyu
veren maddeler olup balın asidik yapıda olmasını sağlarlar. Balın pH değeri değişik şartlar altında 3.4
ile 6.1 arasında değişmekle birlikte ortalama olarak 3.9'dur.
Enzimler
Balda, bir kısmı bitkilerden bir
kısmı da arının salgı bezlerinden gelen değişik enzimler bulunur. Enzimler
balın en değerli maddeleridir. Doğal ve ısıtılmamış ballarda enzim miktarı
oldukça yüksek olup bu tür ballar kaliteli ve çok değerlidir. Bal ısıtıldığı
oranda enzim değerinde kayıplar olur.
Vitaminler
Bal, kaynağına ve içerisindeki
polenlerin miktar ve çeşidine bağlı olarak B, C, E ve K vitaminleri içerir.
5. Balın Fiziksel
Özellikleri
a)
Renk Özelliği
Balın rengi, elde edildiği kaynağına
bağlı olarak su renginden siyaha kadar büyük bir varyasyon gösterir. Ayrıca,
balın ısıtılması ve uzun süre açıkta tutulması balın rengini değiştirmektedir.
b)
Viskozite
Balın bünyesi ya da akıcılığa karşı
koyma özelliği de denilen viskozite, bal içinde mevcut su oranı ile yakından
ilgilidir. Balı ısıtarak viskozitesini azaltmak mümkündür.
c)
Işığı Döndürme
Balın polarize ışığı sağa ve sola
döndürmesi, balın kaynaklarına göre farklılık gösterir. Nektar balları ışığı
sola, salgı balları ise sağa döndürmektedir. Sakkaroz
denen çay şekeri de ışığı sağa döndürür. Bu özellik sahte balların tanınmasına
yardımcı olur.
6. Balın Kimyasal
Özellikleri
a)
Balın Tadı ve Kokusu
Bal, elde edildiği kaynağa bağlı
olarak kendine has tat ve kokuya sahiptir. Bu itibarla ısıtma, işleme, depolama
gibi işlemlerde balın kendine özgü tat ve kokusunu değiştirecek yanlış
uygulamalardan kaçınmak gerekir.
b)
Balın Şekerlenmesi
Bazı tanım ve hükümleri "Bal
standardı" bölümünde verilen 2000/39 sayılı "Bal Tebliği"nde
kristalize bal "kristalizasyon
metotlarının herhangi birine tabi tutularak veya balın kristalleşmesi için
herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın tamamen veya kısmen şekerleşmiş, krema
ve fondan kıvamdaki bal" şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi balın
şekerlenmesi bozulma olmayıp balın elde edildiği bitkisel kaynağa göre
oluşabilen doğal bir olaydır. Ancak tüketicilerin çoğu kristalize olan balı
bilgisizlik sonucu hileli bal olarak düşünürler. Bu yanılgı, ülkemizde
özellikle süzme bal pazarlamasında sıkıntılara yol açmaktadır. Gerçek olan, pek
çok doğal ve kaliteli balın çok çabuk hatta süzme aşamasından hemen sonra bile
şekerlenmeye başlayabileceğidir.
Balın
şekerlenip şekerlenmemesi üzerine; balın su, glikoz ve früktoz oranları, balın
depolanma sıcaklığı, depolama sıcaklığının dalgalanması ve balda bulunan polen
gibi katı partiküllerin miktarı etkili olmaktadır. Balın früktoz oranı düşerken
glikoz oranının artması şekerlenmeyi destekler. Ancak, son yapılan çalışmalarda
balın şekerlenme eğiliminin belirlenmesinde daha çok glikoz/su oranı üzerinde durulmaktadır.
Buna göre, glikoz/su oranı 1.7'den daha düşük balların
şekerlenmediği, bu oranın 2.1'den daha yüksek olan balların ise kısa sürede
şekerlendiği bildirilmektedir.
Özellikle
tüketicilerin bilgilendirilmesi yönünden tekrar etmek gerekirse, balın
şekerlenmesi tamamen doğal bir olaydır ve balın kalitesini etkilemez. Batı
ülkelerinde kristalize olmuş hatta özel yöntemlerle kristalleştirilip krem
haline getirilmiş ballar zevkle tüketilirken ülkemizde bu tür ballara şüphe ile
bakılması büyük bir yanılgı olup doğal ve kaliteli bala yapılabilecek en büyük
haksızlıktır.
Balın
kristalleşmesini önlemek için bazı yöntemler önerilse de çoğu ya yasal değildir
ya da pratik uygulamadan uzaktır. Uygulanabilecek en basit yöntem balın önce oC'da 5 hafta bekletilmesi sonra da 14 oC’da saklanmasıdır. Tüketiciler, istediklerinde
kristalize olan balı sıvı hale getirmek için bal kabını, sıcaklığı 38 oC
geçmeyen ılık su içinde tutabilirler.
Ayçiçeği,
yonca, kavun, karahindiba, pamuk balları çok çabuk şekerlenirken akasya,
hardal, orman gülü ve salgı balları geç şekerlenir. Adaçayı balı yıllarca
şekerlenmeden kalabilir.
c)
Balın Fermantasyonu
Balın içindeki şekerlere dayanıklı
mayalar, özellikle su oranı yüksek balların fermantasyonuna (ekşimesine) neden
olur. Sırlanmış ve olgunlaşmış balların su oranı daha az olduğu için ekşimesi
zordur. Bu yüzden ballar olgunlaşmadan hasat edilmemelidir. Balın ekşimesini
önlemek veya geciktirmek için bal, belli sıcaklıklarda, belli sürede ısıtılıp
pastörize edilebilir. Ancak her ısısal işlem balın kalitesini ve değerini
olumsuz yönde etkiler.
d)
Balın Antibakteriyel Özelliği
Bal, antibakteriyel
bir özelliğe sahip olduğundan içersinde mikroorganizma yaşayamaz ve çoğalamaz.
Son yıllarda bütün dünyada hızla gelişen arı ürünleri ile tedavi olarak
adlandırılan “apiterapi”de arı zehiri,
propolis, arı sütü ve polen yanında bal da
kullanılmaktadır. Arı ürünlerinin tümünün genel sağlık ve vücut direncini
koruması yanında tedavi edici özellikleri de vardır. Balın antibakteriyel
özelliği; asidik yapıda oluşuna, büyük oranda kuru madde (şeker) ve ayrıca
enzimlerle glikozun parçalanması sonucu oluşan antiseptik bir madde olan hidrojen
peroksit içermesine bağlıdır. Yüksek oranda şeker içeren bal, yüksek oranda su
içeren hastalık etmeni mikroorganizmanın su kaybederek ölmesine ya da
çoğalamamasına yol açarak antibakteriyel etkisini
gösterir.
7. Balın Hasadı
Arılar tarafından bitkilerin
çiçeklerinden toplanan nektar (bal özü), arının midesinde kimyasal değişime
uğrar ve daha sonra yiyecek olarak kullanılmak üzere petek gözlerine depolanır.
Bitki çeşidine bağlı olarak %20-80 oranında su içeren nektar, petek gözlerine depolandıktan sonra
su oranı %17-20 düzeyine indirilerek petek gözlerinin üzeri sırlanır. Mevcut
petek gözlerinin en az yarısı sırlanmış ise bal olgunlaşmış ve hasat zamanı
gelmiş demektir.
Bal
hasadı, genellikle arıların daha sakin olduğu sabah saatlerinde yapılır. Kovana
duman verilip kovan açılır. Ballıktaki sırlı petekli çerçevelerin arıları alt
kata (kuluçkalığa) indirilir ya da silkelenir. Bu işlem esnasında hızlı fakat
telaşsız çalışılmalıdır. Ballı çerçeveler ağzı kapalı bal kasalarına alınıp
kapalı ortama taşınır. Bu esnada ballı çerçeveler, zedelenmemeli ve etrafa bal
bulaştırılmamalıdır.
8. Balın Süzümü
Bal süzme işlemi yapılmadan önce oda
sıcaklığı, süzme kolaylığı ve akıcılığın sağlanması açısından 25-30 oC olmalıdır. Süzülecek çerçevelerin petekleri
üzerindeki sırlar, sır bıçağı veya sır tarağı ile alınır. Sırı alınan petekler
elle veya elektrikle döndürülen santrifüj (bal süzme) makinesine
yerleştirilerek balları çıkartılır. Yurt dışında sır alma ve bal süzme işlemi,
çoğunlukla tamamen otomatik makinelerle yapılmaktadır. Peteklerde kalan bal
bulaşıklarının temizlenmesi için balı süzülmüş petekler akşam üzeri
kuluçkalığın üzerine verilerek arılarca temizlenmesi sağlanır. Bu çerçevelerden
temiz ve kullanılabilecek olanlar saklanarak ilkbaharda tekrar kovanlara
verilebilir.
9. Balı Süzülmüş
Peteklerin Değerlendirilmesi
Balı
alınan peteklerin
tekrar kullanılabilecek durumda olanları tecritli petek
odalarında muhafaza edilir. Petek güvesine karşı, petekler askıya dizilerek
içinde korlaşmış mangal kömürü bulunan mangallarda veya elektrik ocaklarında
toz kükürt yakılarak dumanlama yapılır. Ancak bu uygulamada peteklerde bulunan
güve yumurtaları ölmediğinden uygulama 2-3 haftalık aralıklarla bir kaç kez
tekrarlanır. Gerektiğinde bu petekler gelecek ilkbaharda tekrar kullanılabilir.
Ancak bu tür peteklerin tekrar kullanılması hastalıklar yönünden riskli olabilir.
Bu yüzden bazı ülkelerde peteklerin sadece bir yıl kullanılmasına müsaade
edilir. Muhafaza yönteminde naftalin kesinlikle kullanılmamalıdır. Petrol ürünü
olan naftalin kanserojen bir madde olup bal ve balmumundaki kalıntısı insan
sağlığı için tehlikelidir. Kullanılamayacak durumdaki petekler, eritilerek
kalıp mum haline getirilir.
10. Balın Dinlendirilmesi
Bal süzme
makinesinde elde edilen bal, gittikçe incelen çok katlı elekten geçirilerek mum
kırıntıları ve diğer yabancı maddeler ayıklanır. Buna rağmen küçük parçacıklar
ve oluşan hava kabarcığı balın rengini bulandırır. Bunun için bal, dinlendirme
tankına alınır ve dinlendirilir. Küçük mum kırıntıları ve hava kabarcığı köpük
şeklinde üstte toplanır. Köpüklü kısım arılara yem olmak üzere ya da sirke ve
likör yapımı için ayrı bir yerde depolanır. Dinlendirme kabındaki bal
durulduğunda ve berraklaştığında ambalajlanabilir.
11. Balın Depolanması
Bal,
değişik yapı taşlarından oluştuğundan depolama sırasında bile yapısal olarak
sürekli değişikliğe uğrar. Bu değişmeler genellikle kristalleşme, renk
koyulaşması, asitlik derecesinin artması, balın içinde bulunan şeker
çeşitlerinde artma ve azalma olması şeklindedir. Bunun yanında balın depolanma
süresinin artması ve ısıtılması HMF (hidroksi metilfurfurol) değerini yükseltir.
Balın
kristalleşmesi 5-7 oC'da, ekşimesi 10 oC'da başladığından süzülen ballar eğer
ısıtılmayacaksa 5 oC'nin altında tutulmalıdır. Kristalize olmuş
balın tekrar eski haline dönmesi için bal kabı sıcak su dolu bir kap içerisinde
bekletilerek balın çözülmesi sağlanır. Bal kabı hiçbir zaman doğrudan ateş ile
temas etmemelidir. Çözünen bal tekrar kristalize olabilir.
12. Bal Standardı
Bal, 22
Ekim 2000 tarihine kadar "TS 3036" sayılı bal standardı ile
tanımlanmaktaydı. Ancak, bundan böyle bu tarihte 24208 sayılı Resmi Gazetede
yayınlanarak yürürlülüğe giren Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı "Bal
Tebliği" hükümlerince tanımlanmaktadır. Bal Tebliği'nin 6. maddesinin
bazı hükümleri aşağıda verilmiştir. Buna göre;
·
Balın nem miktarı % 20'den, asitlik miktarı 40 meg/kg'dan fazla olamaz,
·
Balda diastaz sayısı 8'den az olamaz,
ancak narenciye balı gibi yapısında doğal olarak düşük miktarda enzim içeren ve
doğal olarak HMF miktarı 15 mg/kg'dan fazla olmayan
balda diastaz sayısı 3'den az olamaz,
·
Balda hidroksimetil furfurol
(HMF) miktarı 40 mg/kg'dan fazla olamaz,
·
Bala herhangi bir madde katılamaz ve yapısında bulunan herhangi
bir madde uzaklaştırılamaz,
·
Bal ticari glikoz, naftalin ve nişasta içeremez.
İlgili
tebliğde balın ambalajlanması, etiketlenmesi ve diğer konularında ayrıntılı
tanım ve açıklamalara yer verilmiştir. Bu nedenle balla ilgilenen herkesin Bal
Tebliği'ni bilmesi ve buna göre hareket etmesi zorunludur.
13. Bal Yarışmalarında
Değerlendirme Kriterleri
Ülkemizde
son yıllarda arıcılık yönünden olumlu bir gelişme olarak, bal festival ve
yarışmaları düzenlemektedir. Bu festival ve yarışmalarda balların
değerlendirilmesinde değişik değerlendirme kriterleri kullanılabileceği gibi
ABD Batı Bölgesi Arıcılık Cemiyetince kullanılan ve ülkemizde de
kullanılabilecek değerlendirme ve puanlama şekli aşağıda verilmiştir. Verilen
puanlar, özelliğin alabileceği en yüksek puanlardır.
14. Balın İnsan Sağlığı
Açısından Önemi
Yüksek
enerjili ve karbonhidratlı bir madde olan bal, tadı, aroması ve diğer üstün
özellikleri nedeniyle insanlar tarafından daha çok bir besin ve enerji kaynağı
olarak tüketilmektedir. Bal, aynı zamanda tedavi edici olarak da örneğin çam
balı sindirim sistemi rahatsızlıklarında, okaliptüs balı ise solunum sistemi
rahatsızlıklarında kullanılabilmektedir.
Zengin
bir besin kaynağı olan bal, bebek ve çocukların beslenmesinde de önemli bir
yere sahiptir. Çabuk sindirilmesi, bünyesindeki serbest asitler dolayısıyla yağ
hazmını kolaylaştırması, anne ve inek sütündeki demir ve diğer eksikliklerin
gidermesi, iştah açması gibi özellikleri ve ayrıca sakinleştirici etkisi balın önemini daha
da arttırmaktadır. Koyu renkli balların
kan yapıcı özelliği, açık renkli ballara kıyasla daha fazladır.
Bal,
yalnızca bebek ve çocukların beslenmesinde değil büyüklerin beslenmesinde de
yararlıdır. Özellikle çabuk enerjiye dönüşen hazır bir gıda olması nedeniyle,
yüzme, dağcılık, atletizm, basketbol, futbol, bisiklet yarışı gibi sporlarla
meşgul olan kimselere güç vermek ve yorgunluklarını hafifletmek için
kullanılabilir.
Bal, bir
besin ve enerji kaynağı olması yanında çeşitli hamur işlerinde ve pastalarda da
kullanılmaktadır. Kattığı hoş tat ve aromasının yanı sıra, özellikle levüloz
şekerinin su tutma yeteneğinden dolayı, bu yiyeceklerin uzun süre bayatlamadan
taze kalmasını sağlar.
B-
Balmumu
1. Balmumunun Yapısı
Balmumu,
2-3 haftalık genç işçi arıların son 4 çift karın halkalarındaki mum salgı
bezlerince salgılanan, karın halkaları arasından çıkarken hava ile teması
sonucu katılaşarak pulcuk haline geçen, salgılandığı anda beyaz renkte olan ve
daha sonra koyulaşan bir arı ürünüdür. Balmumu suda erimediği halde eter ve
kloroformda erir. Balda bulunan karbonhidratlardan sentezlenir. Arıların 1 kg
balmumu üretebilmeleri için 6-10 kg bal yemeleri gereklidir. Mum salgılayan
arılar önce bal yerler daha sonra 35 oC'da
zincir şeklinde salkım oluşturarak mum salgılarlar. Mum pulcuğu karın
halkalarından ayaklarla çeneye aktarılır. Çenede işlenen balmumu petek örme ve
yapmada kullanılır.
Kimyasal
yapısında; alkali esterler (%72), serbest yağ asitleri (%14), hidrokarbonlar
(%11), serbest alkoller (%1) ve bilinmeyen maddeler (%2) bulunur.
Ergime
sıcaklığı 62-65 oC olup yoğunluğu
0.95'dir. Bu nedenle eritildiğinde su üzerinde toplanır. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||






